Varlıklı bir bedevi olan Ebu Hüseyin, sevilen ve sayılan bir insandı. Oturduğu şehirde ve civarında iyi tanınır, hakkında herkes iyi sözler söylerdi.
Ebu Hüseyin bir gün evlenmeye karar verdi. Evlenmek istediği kişi de yine bölgenin sevilen sayılan insanlarından birinin kızıydı.
İsteğine kızın ailesi de kız da olumlu cevap verince hemen düğün hazırlıkları başladı. Yörenin bütün önemli insanları düğüne davet edildi. Fakir fukara için de sofralar kuruldu.
Tören başlamak üzereydi. En başta Ebu Hüseyin, bütün davetliler büyük salonda toplanmış gelinin gelmesini bekliyorlardı. Damat son derece heyecanlıydı fakat kendine hakim olmaya çalışarak, sessizce duruyordu.
Gelin annesiyle birlikte salona girdiğinde bütün sesler kesildi. Herkes susmuş, gelini izlemeye başlamıştı.
Ebu Hüseyin'in heyecanı son raddesindeydi. Sadece gelinin hareket ettiği salonda birden çirkin bir ses duyuldu. Çok heyecanlı olan Ebu Hüseyin karnından gelen baskılara dayanamamış ve yellenmişti.
Bütün salon Ebu Hüseyin'e döndü. Gelin de ona bakıyordu, gelinin ailesi de. Hiç kimse bir şey söylememişti ama herkes dönüp ona bakmıştı.
Sonra gelin hiçbir şey olmamış gibi ilerlemeye devam etti. Tam yaklaşırken utanç içindeki Ebu Hüseyin ani bir karar verdi. Hiç kimseye hiçbir şey söylemedi, dışarı çıktı, atına atladı ve oradan uzaklaştı.
At üstünde günlerce ilerledi, sonunda Hint diyarına ulaştı. Hiç kimsenin kendisini tanımadığı bu diyarda yeni bir hayat kurdu...
Üzerinden zaman geçti. Ebu Hüseyin yeni hayatında da başarılı olmuş, iyi işler kurmuştu ama kendi memleketi burnunda tütüyordu. Tabii o düğün günü başına gelen de aklından hiç çıkmamıştı, ne zaman hatırlasa yüzü utançtan kızarıyordu.
Yıllar böyle geçti ve Ebu Hüseyin, artık orta yaşı da geçtiği günlerde evine dönmeye karar verdi.
Şehre yaklaştığı sırada bahçeli bir ev gördü. Susamıştı, bahçede oynayan küçük kızdan su istedi.
Kız suyu getirdi. Ebu Hüseyin kıza kaç yaşında olduğunu sordu. Kız "Tam bilmiyorum, anneme sorayım" dedi. İçeri gitti, geldi.
Ve Ebu Hüseyin'in sorusunun cevabını verdi:
"Annem diyor ki, Ebu Hüseyin'in yellenmesinden iki yıl sonra doğmuşum, yani on yaşında oluyorum..."
Bu hikâye Binbir Gece Masalları'nda anlatılıyor.
Geçmiş yok olmaz
Varlıklı bir bedevi olan Ebu Hüseyin, sevilen ve sayılan bir insandı. Oturduğu şehirde ve civarında iyi tanınır, hakkında herkes iyi sözler söylerdi
Haberin Devamı

