Her mesleğin kendisine göre bir "eğlencesi" vardır. Gazetecilikte de böyledir.
Gazetecilerin gözleri önünden diktatörler geçer gider, başbakanlar geçer gider, kendisini padişah sananlar geçer gider.
Gazeteciler, kendisini bir şeymiş gibi yutturanları hemen fark eder ve bunu izlerken çok eğlenirler. Gerçekten eğlenceli bir meslektir bizim mesleğimiz. Şaklabanları, soytarıları ve zevzekleri gördükçe çok eğleniriz.
Ancak zevzeklik durumu kendi mesleğimizin içine sızdığı zaman öyle kolay kolay eğlenemiyoruz. Gazetecilerin kendi aralarındaki eğlencelerini, esprilerini aktarmayı gazetecilik sanan bir tür, epeydir mesleğimizin birçok köşesini tutmuş durumda.
Konuştuğu konuda beş dakikalık ön hazırlık yapmamış olan, soru sormasını bilmeyen, önemli kişiler karşısında ezilip büzülen birçok "meslektaşımız" ne yazık ki şu anda icra-i sanat eylemeye devam ediyor.
Önemli bir kişinin, bir başbakanın karşısına oturduğu zaman "ben de ne kadar önemli adam oldum" duygusuna kapılan gazetecinin mesleğini gereği gibi yapmasına imkân yoktur. Bu durumdaki kişiler ancak "iki önemli adamın karşı karşıya konuşması" sahnesini oynarlar, gazetecilik görevlerini yapamazlar. Ve bu görevi yapmadıklarının, doğru soruları sorarak halkı aydınlatmadıklarının farkında bile olmazlar. Bir önemli kişiyle karşı karşıya oturup kendilerini önemliymiş gibi göstermek esastır bunlar için. Bakınız: Her gün televizyonlarda yayınlanan onlarca mülakat, gazetelerin tam sayfalarını kaplayan "özel" görüşmeler...
Şecaat arz ederlerken...
* Anayasa ile Türk Ceza Kanunu'nu, Türk Ceza Kanunu ile Medeni Kanun'u, Yargıtay ile Anayasa Mahkemesi'ni birbirine karıştıranlar... Çocukluğundan beri çok entelektüel olduğunu göstermek isterken cehaletlerini sergileyenler...
* Bu mesleği layıkıyla yaparak öne çıkamayacağını anladıkları için zevzeklikle kendilerini göstermek isteyenler... Her satırı sadece "ben ne önemli adamım" demek için yazanlar...
Şu anda ne yazık ki medya dünyamız bu türlerin cirit attıkları bir alan haline gelmiştir.
* Lise ve üniversite sınavlarında on binlerce öğrencinin sıfır çektiği bir toplumda 22 ulusal gazete ve 30 ulusal televizyon kanalının yayın yapması kolay değildir. Özellikle de nitelik bakımından.
Değil 40 yıl, 1 yıl bile düzgün odun kesmeden kendilerini oduncu sanan ve öyle ilan edebilenler zaman zaman zevzeklikle öne çıkabilirler. Bir kez bile düzgün odun kesmedikleri anlaşılmasın diye bin bir numarayla ayakta durmaya çalışabilirler.
Gazeteciliği zevzeklikle karıştıranlar daha önce de olmuştur, bundan sonra da olacaktır. Yapılması gereken bunlan ciddiye almamak, zevzeklerin gazeteci olmadıklarını sabırla anlatmaktır.
Gazetecilik ve zevzeklik
Her mesleğin kendisine göre bir "eğlencesi" vardır. Gazetecilikte de böyledir
Haberin Devamı

