Futbolun kirleri

Sonunda insan öldü. Her hafta, her maçta kan dökülüyordu. Sahanın içinde de kan dökülüyordu. Bu kez kan ölümüne döküldü. Buraya kadar gelineceği çoktan belliydi. Futbol dünyasında yaşananlar buraya kadar gelineceğini yıllardır gösteriyordu

Haberin Devamı

Sonunda insan öldü. Her hafta, her maçta kan dökülüyordu. Sahanın içinde de kan dökülüyordu. Bu kez kan ölümüne döküldü. Buraya kadar gelineceği çoktan belliydi. Futbol dünyasında yaşananlar buraya kadar gelineceğini yıllardır gösteriyordu.

Gazetelerin futbol sayfalarında açıkça söylenmeyenleri ya da "kibarca" söylenenleri açıkça söylemek ve bunların üzerine gitmek gerekiyor.

Türkiye'nin futbol dünyası fazlasıyla "kirli"dir. Daha önce bir yetkilinin söylediği gibi, dünyada "Türk futbolu" anıldığı zaman "Kolombiya futbolu" ile yan yana anılmaktadır.

Bunun birinci nedenini yine açıkça söyleyelim: Futbol alemimiz, çok kişinin, özellikle de işin içinde olanların çoğunun bildiği gibi "mafya ilişkileri" içine gömülmüştür ve çıkamamaktadır.

Mafya ilişkilerinin oluşturduğu "örgütler", federasyon seçimlerine de, maç sonuçlarına da müdahale etmektedir.

Kulüp yönetimleri de -Elbette ki "kurumsal olarak" değil- bu mafya ilişkilerinin içindedirler. Ya da en azından bazılarının bu ilişkiler içinde oldukları ayan beyan ortadadır.

Savaşan padişahlar...
Kulüp yöneticileri, bir spor kulübü değil, sanki birer "ordu" yöneten kendinden menkul komutanlar gibi dolaşmaktadırlar. Bu tavır, bazı teknik personele, futbolculara ve en başta en alttaki fanatik taraftar kitlesine yansımaktadır.

Kulüp yöneticisi bütün hafta savaşan padişah pozlarında dolaşarak ortamı gerince, hafta sonunda maça giden taraftar iyice bilenmiş olmakta, gerçekten savaşa gider gibi hazırlanmaktadır. Üstüne üstlük, spor dünyasında herkes bilmektedir ki, en alttaki taraftar da yine kulüp yöneticilerine bağlı olan gruplar tarafından örgütlenmektedir. Söz konusu gruplar maçlara bedava girmekte, kulüp tarafından sağlanmış araçlara binmekte, kendilerine verilen bedava biletleri satarak gelir sağlamakta ve tribünleri germe görevlerini yerine getirmektedirler.

Bu ilişki de tam anlamıyla mafya ilişkisidir.

Anadolu'daki sahalarda oynanan her maçta olay yaşanırken, çoğu kez ev sahibi takımın görevlisi olan kişiler de devreye girmekte, hakeme ya da konuk futbolculara saldırmaktadır. Her hafta sonunda televizyon ekranları bu görüntülerle doludur. Bu saldırıları yapan kişileri hiçbir kulüp yönetimi cezalandırmamaktadır.

Bu pazar günü Beşiktaş kulübünün maçında, Beşiktaş kulübünün kendi sahasında bir genç insanın ölmesi de kaderin çok önemli bir uyarısıdır. Çünkü bu kulübün yönetiminde İçişleri Bakanı'nın oğlu da bulunmaktadır. Televizyon çıktı çıkalı "sahte mertlik'ler de bozuldu. Artık her şey görünüyor.

Öğrencileri tekme tokat döven polislerin fanatik futbol izleyicisine "lütfen" dediği de görülüyor, "mümtaz" kişilerin bulunduğu şeref tribünlerinde yaşananlar da...

Futbol kulüplerinin yöneticileri bugünkü iki yüzlü ve mafyavari ilişki ve yönetim tarzlarını sürdürdükçe daha çok kan dökülür, daha çok kara para dolaşır, daha çok insan ölür. Ve en başta futbol ölür, spor ölür.

DİĞER YENİ YAZILAR