Futbolun da sahibi yok

Milyonlarca İnsan Kıbrıs'tan çok ondan konuşuyor. Ekonomik sıkıntılardan, günlük sorunlardan onun sayesinde kurtuluyor

Haberin Devamı

Milyonlarca İnsan Kıbrıs'tan çok ondan konuşuyor. Ekonomik sıkıntılardan, günlük sorunlardan onun sayesinde kurtuluyor. Çok farklı kesimlerden gelmiş, çok farklı eğitimlerden geçmiş, dünyaya çok farklı bakan insanlar yine onun çevresinde bütün farklarından arınıyor.

Futbolu seviyoruz. Bütün dünya seviyor. Futbol sayesinde hafta sonları meşgul oluyoruz. Futbol sayesinde on binlerce insan ekmek yiyor. Şov ile spor bir arada, güçlü bir sanayi de yaratıyor. Bu sanayi medyayı geliştiriyor.

Bunun için futbolun, büyük etkileme gücüyle insanları cezbeden niteliklerini korumak gerekir. Bu, spora yaraşan dürüstlüğü ve amatörlüğü; gösteri dünyasının gerektirdiği sanatsal niteliklerini, bir işkolunun eriğini gözetir gibi gözetmekle mümkündür. Şu anda ise bu kaygıların, her konuda gözetilmesi gereken etik-ahlâki ilkelerin çok uzağında olduğumuzu görüyoruz.

İki haftadır, süper ligden düşme tehlikesindeki takımların maçlarıyla ilgili şaibe, şike iddiaları bütün gazetelerde yer alıyor.

Daha önceki bazı karşılaşmaların devre aralarında soyunma odalarına taşınan paralarla ilgili iddialar, futbol dünyasını bilenler tarafından ima ediliyor.

Takımının kendisinden habersiz şike yaptığını anlayan bir teknik direktör bağıra çağıra istifa ediyor. Ama sonra anlaşılabilir korkularla "çenesini kapatıyor."

Bir futbolcu çıkıyor, maça asılmayan karşı takıma teşekkür ediyor. Bir başka futbolcu çıkıyor, iki hafta sonraki maça asılmayacaklarını şimdiden söylüyor.

Tribünlerdeki şiddete hiç kimse hakim olamıyor. Futbol sahasına tribünden bıçak bile atlıyor. Rakip takım yöneticileri, her maçta çakmak ve şişe yağmuruna tutuluyor.

Bir kulübün genel kurulu öncesi taraf olan bir spor yazarı kurşunlanıyor. Olay orada kalıyor. Kulüp yöneticilerinin hoşlanmadığı bazı spor yazarları dövülüyor. Yine kimse şikâyetçi olmuyor.

Bakan neyle meşgul?
Sivri dilli bir futbol yorumcusu kurşunlanıyor, ölümden dönüyor yine olay orada kalıyor. Bu kişi de korkusundan yorumculuğu bırakıyor.

Bütün bu olaylarda müdahale etmesi, emniyet ve yargıyla birlikte bu olayların peşine düşmesi gereken kurum olan Futbol Federasyonu ise kendi verdiği maaşlan bile açıklayamıyor.

Bu ülkede Başbakan ile Genelkurmay Başkanı bile futbol sohbeti yapıyor, ama bütün bu olaylara, iddialara rağmen futbol dünyasına kimse elini uzatmıyor!

Futbol dünyası bu ülkenin dışında, bağımsız bir dünya değildir.

İnsanlar vuruluyor, insanlar ölümden dönüyor, dayaklar atılıyor, tribünlerdeki şiddet azalacağına artıyor, pislikler her köşeden dökülüyor. Ama ortada futbola sahip çıkan kimse görünmüyor. Oysa bu ülkede spordan sorumlu bir Devlet Bakanı bile var.

Bu Bakan'ın görevi herhalde önemli maçlarda tribünde görünmek değil, bütün bu olaylara el koymak. Hem de kimsenin, hiçbir çıkar grubunun gözünün yaşına bakmadan. Ve bu keyifli sporu, spor olmaktan çıkarıp bir çöplüğe dönüştüren herkesten hesap sorarak...

DİĞER YENİ YAZILAR