Futbol sahalarında, statlarda yaşananlar artık her türlü ölçüyü aşmış, tam bir rezilliğe dönüşmüştür.
Ne yazık ki son birkaç yıldır bu süreç adım adım işlemiş, başından alınabilecek hiçbir önlem alınmadığı için bugünkü vahim duruma gelinmiştir.
Türk futbolunu bu hale getirenler aslında bütün spor camiası tarafından biliniyor. Bunlar başta üç büyükler olmak üzere bütün kulüp yöneticileridir.
Her kulübün çevresinde, yöneticiler tarafından oluşturulan, desteklenen çeteleşmeler artık kontrol edilemez durumu gelmiştir.
Bu çetelerin bedava biletlerle, yol harçlıklarıyla, karaborsa imkânlarıyla maddi olarak beslendiği de defalarca dile getirilmiştir.
Ve futbol kulübü yöneticilerinin bu çeteleşmelere son vermek yerine bunları desteklemeye devam ettikleri de görülüyor.
Son birkaç haftadır yaşanan örnekler rezilliğin boyutlarını ortaya koymuştur.
*Fenerbahçe Stadı’nın garajında konuk futbolcu dövülmüş, dövenlerden birinin kulüp başkanına gidip olayı anlatışı bile görüntülenmiştir.
*Yine Fenerbahçe Stadı’nda naklen yayın ana kabloları kesilmiştir. Böyle bir eylemin dışardan gelen kendini bilmezler tarafından yapılmış olacağını söyleyene kargalar güler. Nitekim Fenerbahçe kulübü yönetimi olayı “kaynatmaya” çalışmaktadır.
*Son olarak Galatasaray-Fenerbahçe maçında yaşananlar, her olayın önceden planlandığını, örgütlendiğini gösteriyor.
Böyle faaliyetlerin yönetimlerden ya da yönetimde bulunanlardan destek almadan yapılabileceğini söyleyen herkes de işin içinde demektir.
Beşiktaş’ın Fransız Teknik Direktörü Tigana’nın veda toplantısında söyledikleri de herhalde bu futbol “âlemi” içinde bulunan çok kişinin yüzünü kızartmıştır. Yüzü kızarmayanlar ise sadece bugünkü rezilliğin suç ortaklarıdır.
Üç büyük futbol kulübünde yöneticilerin desteği ve korumasında yaşanan rezillikler bire bir bütün Anadolu kulüplerine de yansıyor.
İstanbul’da üç büyük kulübü denetimlerine almış olan çeteler bütün diğer kulüplerin çete adaylarına da örnek oluyor, böylece olaylar dizginlenmez hale geliyor.
Durum vahimdir, giderek de daha vahim hale gelmektedir. Bunun için liglerin tatil edilmesi, üç büyük kulübün ikinci lige düşürülmesi gibi en ağır tedbirler düşünülmek zorundadır.
Bu tedbirleri alan; Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’ı ikinci lige düşüren bir yönetim belki birkaç bin haydut ve haydut taslağının tepkisini alır ama onları bütün ülke alkışlar.
Peki, bu olabilir mi? Uzak bir ihtimal, çünkü futbol dünyasını biraz izleyen herkes futbolu yönetenlerle kulüpleri yönetenler ve bazı siyasiler, bazı yerel siyasiler arasındaki karmaşık bile olmayan çıkar ilişkilerini bilmektedir.
Futbol dünyasını yönetenlerin “toptan” değişmesini sağlamak yine siyasetin görevidir. Siyaset bunu yapmadıkça da rezillik, boyutları artarak devam edecek ve Türkiye’de futbola veda edilecektir.
Eğer bu ülkede gerçek bir spor kültürünün yerleşmesini istiyorsanız, milyonlarca kişi gibi futbolu seviyorsanız büyük kulüp, küçük kulüp dinlemeden gereğini yaparsı
Yine futbol
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin futbol takımı da birinci lige çıktı. Ankara Belediyesi’nin kontrolündeki Ankaraspor birinci ligde oynuyor. İstanbul Büyükşehir Belediyespor’un harcamalarının nereden yapıldığını, birinci lige çıkabilecek nitelikte bir takıma ne kadar yatırım yapıldığını ve bunun kaynaklarını kimse sormuyor.
BB. Ankaraspor’un kaynakları zaman zaman Belediye Başkanı’na soruldu ama bir cevap alınamadı. Bu kulüplere bağışta bulunan şahıs ve kurumların kimler olduğu, bunların belediyelerle iş ilişkileri açıklandığı zaman “temiz futbol” yolunda bir adım daha atılabilir. Ama herkes şuna güvenebilir ki böyle bir şey olmayacak.

