Haberin Devamı
Fransa Dışişleri Bakanı Kouchner, beklenmedik bir dönüşle, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine artık karşı çıkacağını açıkladı.
Kouchner, soldan gelmektedir, Türkiye’yi bilen bir siyasetçidir. Sarkozy’nin “sola açılım” politikası dolayısıyla sürpriz bir şekilde Fransa Dışişleri Bakanı olmuştur. Bakanlığı süresince de Türkiye-Avrupa ilişkileri gündeme geldiğinde Sarkozy ile farklı görüşte olduğunu da söylemiştir.
Fransız Bakan’ın “bundan böyle” Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkma kararının gerekçesi ülkemizin politikalarında “dini referanslar”ın giderek artmasıdır.
Buna örnek olarak da AKP hükümetinin Danimarka Başbakanı Rasmussen’in NATO Genel Sekreterliği’ne karşı çıkmasını gösteriyor. Karşı çıkışın belli başlı iki gerekçesi vardı.
Kastının, bu gerekçelerden biri olan Roj TV’ye izin verilmemesi talebi olmadığı bellidir.
Geriye ikinci gerekçe kalıyor. O da, Peygamber karikatürleri krizinde ifade özgürlüğünün üzerinde duran ve bu pozisyonundan taviz vermeyen Rasmussen’in İslam dünyasından “özür dilemesi” talebidir.
Aslında Erdoğan bu taleple bir süredir küllenmiş bir sorunu tekrar canlandırmış da oldu.
Ama asıl “görüntü”, dinsel kökenli bir meselede laik Türkiye’nin Başbakanı’nın İslam dünyasının “sözcüsü” gibi ortaya atılmasıdır.
Bu görüntü, aynı zamanda Davos’ta bütün “İslam dünyası adına” İsrail Cumhurbaşkanı’ndan hesap sormak için çırpınan Erdoğan görüntüsüdür.
İkisinin bir araya gelişiyle, Türk dış politikasında “dini referanslar”ın ağırlık taşımaya başladığı ve Erdoğan’ın kendisine “tribün” olarak radikal İslamcıları seçtiği kuşkusu oluşmuştur.
Fransa’nın, üstelik Türkiye’yi iyi tanıyan Dışişleri Bakanı bu görüntüleri üst üste koyup bir yargıya varıyorsa, aynı durum milyonlarca Avrupalı için de geçerlidir.
Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine asıl engelin kültür ve din olduğunu düşünen ve kendi kamuoylarını bu yönde etkileyen Avrupalı politikacılara istediklerini Tayyip Erdoğan kendi elleriyle vermiş oluyor.
Eğer Erdoğan’ın bu faaliyetlerinin hedefi esas olarak iç politikaysa, yanlış bir strateji uyguluyor demektir. Davos gösterisi bile kendisine umduğu oy artışını getirmemiştir.

