Finale doğru

Almanya Başbakanı ve Dışişleri Bakanı'nın Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine ilişkin sözleri öncelikle Batı'nın Türkiye'ye bakışının biraz daha netleştiğini gösteriyor

Haberin Devamı

Almanya Başbakanı ve Dışişleri Bakanı'nın Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine ilişkin sözleri öncelikle Batı'nın Türkiye'ye bakışının biraz daha netleştiğini gösteriyor. Özellikle İslamcı terör meselesi ve Irak savaşı Türkiye'nin Avrupa Birliği için anlamını değiştirmiştir.

Türkiye'nin de içinde bulunduğu bir Avrupa Birliği'nin özellikle Ortadoğu'daki gelişmelerde ve yeni dengelerde daha güçlü konuma sahip olacağı anlaşılmıştır.

Ancak yine de işin son aşaması tamamlanmış değildir. Türkiye, demokratik sistemini güçlendirecek birçok yapısal reformu tamamlamıştır. Bu işin kağıt üzerinde tamamlanmış olması gerçek anlamda bir "hayat değişikliğini" henüz göstermemektedir.

Arada bir hâlâ "yetkili" kişiler çıkmakta "Avrupa Birliği yasaları nedeniyle bir şey yapamıyoruz" türünden cümleler söylemektedir. Demek ki yasalar çıkmış ama şu anlaşılamamıştır: Bu yasalar "Avrupa Birliği yasaları" değildir, Türkiye Cumhuriyeti'nin yasalarıdır.

Bu yasaların zihniyet olarak özümsenmesi ve benimsenmesi için anlaşılan, bir süre daha geçecektir. Önemli olan bu sürenin yeterince kısa olmasıdır.

Önce Kıbrıs'ta çözüm
Avrupa Birliği yolunda "final"in adı ise çoktan bellidir, 1 Mayıs 2004'te Kıbrıs Rum kesimi, "Kıbrıs Cumhuriyeti" adıyla resmen Avrupa Birliği üyesi olacaktır. Bu tarihe kadar Kıbrıs görüşmelerinde bir yol alınamazsa, çözüm yolunda belli bir aşamaya varılamazsa Türkiye'nin "final"i tamamlaması çok zordur, hatta mümkün değildir, 1 Mayıs 2004'te Türkiye, Avrupa Birliği açısından "resmen" bir üye ülkenin toprağını "işgal altında tutan ülke" konumuna geçecektir.

Bu durumda da Türkiye'nin Avrupa Birliği yolunu tıkamak için çalışan bütün iç ve dış unsurların beklediği gerçekleşmiş olacaktır. Böyle bir durumda Avrupa Birliği'nin Türkiye ile tam üyelik görüşmeleri tarihi belirlemesi söz konusu olamayacaktır.

Kıbrıslı Rum yöneticiler, son görüşmelerde sağladıkları büyük avantajı sonuna kadar kullanmak istediklerini, son mesajlarıyla ortaya koymuşlardır. Buna karşılık Türk tarafı, bugüne kadar bulamadığı uluslararası desteği bu son aşamada yanında bulabilir.

Avrupa Birliği'nin en ağırlıklı ülkeleri "hakkaniyetli" bir final olması yolunda Türkiye'ye engel olmayacaklarını gösteriyorlar. Ama ibrenin biraz daha Türkiye lehine dönmesi için beklenen, hâlâ Kıbrıs'ta bir gelişme sağlanmasıdır. Bunun için kalan süre de iyice azalmıştır. Finale bu kadar yaklaşıp son anda takılmanın hiçbir anlamı yoktur.

DİĞER YENİ YAZILAR