Fenerin ucu

Haberin Devamı

Türkiye’deki tarikat örgütlenmelerinin “parasal” boyutları her zaman tartışma konusu oldu. Ama gerçek şu ki, bu parasal boyutlar hiçbir zaman sorgulanmadı.

“Dinsel” örgütlenmelere baskı yapıldığı iddialarının tam aksine “sosyal dayanışma” anlamında belli işlevleri yerine getirdiği gerekçesi yüzünden bu yapıların “parasal” yönlerine kimse eğilemedi.

“Deniz Feneri” adlı örgüt on yıl önce Almanya’da faaliyete geçmiştir.

“Sosyal dayanışma” amacıyla toplanan paraların ticari faaliyetlere yönlendirildiği ortaya çıkmıştır. Şimdi bu parasal ilişkilerin “siyasi” uçlarının da bulunduğu ortaya çıkıyor.

Aslında bunda şaşılacak bir şey de yok. Dini referanslı örgütlenmeler her zaman siyasi hayatımızda belli ağırlığa sahip olmuştur.

Merkez sağ partiler çeşitli tarikatların oylarını almak uğruna anlaşmalar yapmak, milletvekili kontenjanları ayırmak gibi faaliyetlere her dönemde ağırlık vermişlerdir.

***

Avrupa’da etkili tarikat örgütlenmelerinin nasıl para topladıkları belli.

İşin “masum” tarafı, Müslüman Türklerin oturduğu bölgelere gidip kısa bir konuşmanın ardından “bağış”lar “rica” edilmesidir. Böyle toplu ortamlarda, hele dini bir konuşmanın ardından kimse elini cebine atmazlık edemez. Bu da “mahalle baskısı” denilen durumun bir örneğidir.

İkinci para toplama şekli ise Türk esnafa “salma” çıkarılmasıdır. Ama salma karşılıksız değildir. Dini örgütlenmelerin temsilcileri Türk esnafı dolaşır, aylık belli bir ödeme karşılığında etkili oldukları kişilerin alışverişi kendisinden yapacağını söyler. Bu aslında basit bir ticari işlemdir. Din meselesini ayrı tutarsanız yapılan, belli bir iş garantisi karşılığında “komisyon” almaktan ibarettir.

Bu yöntemlerle toplanan paraların olağanüstü miktarlara ulaştığını Alman yargısı ortaya çıkardı. Türkiye’ye aktarılan bu kaynakların bazı ticari uçları da belirlendi. Ancak “siyasi” uçlar henüz pek aydınlık değil. Şu anda Başbakan olan Erdoğan’a kadar ulaşan bir para hareketinden söz edilmeye başlandı. Bu iddiaların doğruluğu zaman içinde ortaya çıkacak.

***

Ancak ortaya çıkmış olan manzara, herhalde “dini” referanslarla da haklı gösterilebilir bir manzara değildir. “Sosyal dayanışma” adına toplanan paralarla ticaret, medya yatırımı yapmanın, siyasi parti desteklemenin “dini” gerekçelerini kimse açıklayamaz.

Almanya’dan gelen son açıklama “fenerin ucu”nun daha da ileri gideceğini gösteriyor. Bu iddiaya göre Türk hükümeti Almanya’da tutuklanan kişilerin salınması ve soruşturmanın kesilmesi için baskı yapmıştır. “Hükümet” kelimesiyle hangi kişi ya da organların kastedildiği açık değildir.

Bu olay, Türkiye’deki dinsel referanslı örgütlenmelerin çalışma şeklini ve rahatlığını gösterdiği için çok önemlidir.

Demokraside şeffaflık herkes için geçerlidir.

DİĞER YENİ YAZILAR