Felâketler ve hurmalar

Bir Anglosakson sözü vardır: "Felâketler tek tek gelmez, biri geldi mi diğerleri de ardı ardına sıralanır..."

Haberin Devamı

Bir Anglosakson sözü vardır: "Felâketler tek tek gelmez, biri geldi mi diğerleri de ardı ardına sıralanır..." Türkiye'nin bugünkü durumuna bakıldığı zaman bu söz çok yerinde görünüyor. Bir yanda ABD yönetiminin Irak savaşı... Onun hemen yanında Kuzey Irak sıkıntısı... Bir yanda Kıbrıs'ta tam sıkışmışlık... Bir yanda Kıbrıs dolayısıyla Avrupa Birliği ile gerilim... Bir yanda Uluslararası Para Fonu... Onun yanında ya da karşısında Dünya Bankası... Bunların hemen yanında henüz yaprağın kımıldamadığı ekonomi... Ve hepsinin üstüne Avrupa insan Haklan Mahkemesi'nin Abdullah Öcalan ile ilgili kararı... Hepsi arka arkaya ya da üst üste geldiler.

Göz göre göre...
Geldiler ama nasıl ve neden geldiler. Bir Türk atasözü şöyle diyor: "Yazın yediğin hurmalar kışın içini tırmalar". Hurmaları biz şöyle yedik: Ekonomimizi kendi ellerimizle batırdık, IMF ile Dünya Bankası ve onların patronu ABD yönetimine boynumuzu kıldan ince hale getirdik. Kıbrıs'ta, dünyanın gidişini anlamayan birkaç kaba milliyetçi formülle işi götüreceğimize dair kendimizi inandırdık, atı alan Rumların Üsküdar'ı geçmesini seyrettik ve sonunda yine çözüm istemeyen taraf olarak dünyaya ilan edildik. Şu anda bütün dünya Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Barış Planını Türk tarafının kayıtsız şartsız reddettiğini bilmektedir. Denktaş son oyununu oynamıştır. Böylece Kıbrıs Türkleri "yönetimde hakkı olmayan bir azınlık" durumuna düşürülmüştür. Kıbrıs Türkleri ve Türkiye yine kaybeden taraf durumundadır. Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs Cumhuriyeti olarak AB'ye gireceği iki yıldır belliydi. Eğer çözüm olmazsa, yani Kıbrıs'ta Rumlar ve Türklerden oluşan yeni bir yapı oluşmazsa Türkiye'nin Kuzey Kıbrıs'ta "işgalci" konumuna düşeceği yüzlerce kez söylendi. Ama yine olan oldu.

Kendi kendimize...
Abdullah Öcalan davası öncesinde Türkiye'deki Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yapısı ve genel olarak Türk adalet sisteminin işleyişindeki zaaflar kimsenin yabancısı değildi. Yanlışlar başka yanlışlarla düzeltilmeye çalışıldı ve herkesin gözü önünde yapılan bir yargılamada bile Türk devleti "inandırıcı" olamadı. Çünkü ileriyi görerek, evimizin önündeki ve içindeki çöpleri temizlemekte geç kaldık. Hurmaları hep kendimiz yedik. Gelecekte karşımıza çıkacak sonuçları önceden görerek uyaranlara kızdık, üzerlerine hücum ettik. Yediğimiz hurmalar şimdi hep birlikte içimizi tırmalıyor. Avrupa Birliği'nde geç kaldık... Kıbrıs'ta Denktaş'a teslim olduk... Ekonomimizi kendimiz batırdık... IMF ve Dünya Bankası'na kendimiz gittik... Amerika'ya en borçlu hale kendi kendimize geldik... Kürt meselesinde kafamızı kendi kendimize karıştırdık ve Kuzey Irak korkumuz gerçeğe dönüştü... Bütün hurmaları kendimiz, kendi tayin ettiğimiz yöneticilerimizin elleriyle yedik. Ağlayacak halimiz olmadığı gibi, son 20 yıldır Türkiye'de en sorumlu mevkilerde görev almış hiç kimsenin söz hakkı kalmamıştır. Her konuşana önce ülkeye yedirdiği hurmalar hatırlatılmalıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR