Farklı hayır: AKP yerine CHP-MHP (4)

12 Eylül 2010, saat 21.00 4

Haberin Devamı

Azımsanmayacak sayıda bir kesim, referandumda kuvvetli bir hayır oyu bekliyor. Bu öngörünün en önemli kaynağı, Erdoğan’ın siyaset tarzına olan tepki ve AKP’nin “gizli gündemi” olduğuna ilişkin sarsılmaz bir inanç...

Durumu tanımlayan kelime “inanç” olduğunda, tartışma imkânı da ortadan kalkar. Bu kesim “bugüne kadarki hangi uygulaması AKP’nin gizli gündemi olduğunu kanıtlıyor” sorusuna karşılık olarak “bu anayasa değişikliğiyle icraata geçecekler” cevabını veriyor.



Yerleşik ilerici-gerici ayrımı ve ayrılmaz parçası olan devletçiliğin, sosyalist-marksist sol üzerinde de etkili oluşu yüzünden, o inancın sahipleri de kendilerini solda görüyorlar.

Bu kesimin beklediği gibi yüzde 54 ve üzerinde bir hayır oranı, AKP için tartışmasız büyük bir yenilgi olacaktır. Yüzde 54 hayır almış bir siyasi iktidar, tam bir “topal ördek”tir ve o iktidarı bürokrasi de dinlemez. Çaycısı dahi çay getirmez.

Bu olasılıkta, çevresinde yuvalanmaya alışmış bazı odaklar da iktidar sahibinden uzaklaşacak ve AKP’nin genel seçimde çoğunluğu alması iyiden iyiye zorlaşacaktır.

***


Erdoğan’ın bu durumda erken seçime gitmemesi mümkündür, ama aradan geçen sürenin uzaması hep AKP aleyhine çalışacaktır. “Topal ördek” bir siyasi iktidarın da en önemli iki meselede, Kürt meselesiyle terörü bitirmede herhangi bir adım atması imkânsızdır.

Bu olasılığın gerçekleşmesi halinde suçlanacak olan BDP’nin, muhtemel CHP-MHP koalisyonu hükümetinde nasıl bir konumda olacağı bellidir.

CHP de MHP de, özellikle Kürt meselesi ve teröre çözüm konularında kendi politikalarının halk tarafından desteklendiği kanaatiyle hareket edeceklerdir. Aynı durum “yeni anayasa” için de geçerlidir. CHP-MHP koalisyonunun üzerinde anlaşması ihtimali olan anayasa, bugünkü anayasadır.

Bu durumda, kaçınılmaz olanak Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Ergenekon davalarının bütün savcı ve yargıçlarını değiştirecek, davalar kapanacaktır.

Referandumda, “farklı hayır” çıkması olasılığı ne kadar zayıf görünürse görünsün, yok değildir. O yüzden kimilerinin “Türkiye’nin kurtuluşu”, kimilerinin ise “Türkiye’nin kâbusu” saydığı senaryolar, 12 Eylül saat 21.00’e kadar geçerli kalacak, umutlu bir beklenti ya da korku yaratmaya devam edecektir.

DİĞER YENİ YAZILAR