Hızlandırılmış trenin AKP'de yarattığı sarsıntı geçmediği gibi, görünen o ki sorumlu kişiler de aslında ne olduğunu pek anlamamış durumda.
AKP'liler, Ulaştırma Bakanı'nı Mecis'te "kurtarırken" kendilerini, kendi hükümetlerini kurtaramadıklarını anlamış değiller.
O kadar anlamamışlar ki Ulaştırma Bakanı Meclis kürsüsünde kendisini savunurken hızlandırılmış trenin gerekçesi olarak karayolu kazalarının önlenememiş olmasını gösterdi.
Söz konusu Bakan, unvanının Ulaştırma Bakanı olduğunu ve karayollarındaki kazaların azaltılmasının asıl kendi sorumluluğu olduğunu da bilmiyor.
Bakan kendini savunurken özetle şunu söylemiştir: "Aslında biz biraz yatırımla var olan treni hızlandırdık. Eleştirileri de dikkate aldık. Ancak kaza makinist hatası yüzünden oldu."
Bakan, hızlandırılmış trene zaman zaman "hızlı tren" denilerek aslında yapılmakta olan iş konusundaki kargaşayı kendilerinin yarattığını, olayın yine kendileri tarafından "ulaştırma alanında uzun yıllar sonra sağlanan en büyük başarı" olarak kullanıldığını da hatırlamak istemiyor.
Haklıdır. Çünkü hatırladığı zaman cezaevinde yatan iki makinisti de hatırlayacak ve eylemlerinin sorumluluğunu taşıyan bir insan olarak istifasını verecektir. Bu zihin ve yürek açıklığını gösterecek siyasi olgunluğa sahip olmayanların yapabildiği tek şey koltuklarına sıkı sıkı sarılmaktır. Ulaştırma Bakanı bunu yapmıştır. Başbakan da böyle yapılmasını istemiştir.
"Delikanlı" siyaset...
Başbakan için mesele eğer "adamını harcamak" gibi bir boyuta sahipse, olaya "ben bakanımı harcamam" gibi "delikanlı" bir açıdan bakıyorsa onun da hapisteki iki makinisti hatırlaması gerek.
Hızlandırılmış tren projesi, gerçek projelerin üretilemediği bir ortamda, kamuoyunu etkilemek, propaganda malzemesi olarak kullanılmak için hazırlanmış "sahte" bir projeydi. Bunu Bakan şimdi açıklıyor. "Rayları ve araçları biraz düzelttik, treni biraz hızlandırdık..."
Eğer bu kaza olmasaydı, proje başlatılırken atılan nutuklar atılmaya devam edecek, AKP hükümetinin 50 yıllık Cumhuriyet hükümetlerinin yapamadığı bir işi yaptığı anlatılmaya devam edilecekti.
Bu kurnazlık ne yazık ki 39 vatandaşımızın cenazesi üzerinden küçük hesapçıların ayaklarına dolaşmıştır.
Siyasi olgunluk... Siyasi etik... Yönetici sorumluluğu... Siyasi sorumluluk... Yanlışını kabul etme cesareti...
Bütün bunlar uzaklarda kalmış kavramlar olmaya devam ediyor. Çok sayıda insan bu kavramların AKP'nin yeni yüzüyle geri döneceğine inanıyordu. Ama bu hayal henüz gerçekleşmiş değil. Hızlandırılmış tren de gerçekleşeceğine olan umutları biraz daha azaltmıştır.
Farkında değiller mi?
Hızlandırılmış trenin AKP'de yarattığı sarsıntı geçmediği gibi, görünen o ki sorumlu kişiler de aslında ne olduğunu pek anlamamış durumda.
Haberin Devamı

