Ezberleri bozan adam

Haberin Devamı

Şu anda Türk siyasi hayatında ne olumsuzluk varsa hepsinin karşı tarafında duran bir kişiydi Erdal İnönü.
Siyasete girmesi de bir fedakârlıktı, ama o kısa süre içinde köhne yapıyı oluşturan insan topluluğunun ezberlerini bozdu. Alışkanlıklarını çiğnedi.
Siyasi kadrolardan, ülkeyi yönetenlerden her şikâyet edilişinde, ülkemizdeki insan malzemesinin aslında çok zengin olduğundan, ama bu nitelikli ve yetişmiş insan gücünün sürekli olarak siyasetin dışında kalmaya özen gösterdiğinden söz edilir.
Erdal İnönü, hep siyasete girmesi istenilen nitelikli insan kaynağımızın seçkin bir örneğiydi. Siyasete girdi, farklı bir üslup getirdi, ama fazla da kalamadı. Kalamadı çünkü bu yapıyı bir tek kişinin değiştirmesi mümkün değildi. Yine mümkün değil.
Karmaşık çıkar ilişkilerinin, anlamsız iktidar kavgalarının ve vasatlığın egemen olduğu bir yapıda, köy-kasaba kültürünün işgal ettiği bir yapıda fazla barınamazdı, barınamadı.

***

Kendilerini solcu hissedenlerin bile liderlerinin dikkatini çekmek, onu ne kadar çok sevdiklerini göstermek için hayvan kurban ettikleri bir kültürün içinde o kültürle mücadele etmek kolay değil. Erdal İnönü çok sayıda hayvanın canını kurtardı. Ama bunu anlatamadı. Anlamadılar ve havaalanında bile deve kestiler.
Erdal İnönü ezberleri kısa bir süre için bozdu, sonra her şey eski yerine oturdu. Köy-kasaba kültürü Erdal İnönü’leri kuvvetli rüzgârıyla süpürdü, eskiler eski yerlerine oturdu. O rüzgâr hâlâ bütün gücüyle esmeye devam ediyor ve Erdal İnönü’leri siyasetten uzak tutuyor.
Erdal İnönü’nün temsil ettiği değerlere ulaşacak gelişmeyi henüz göstermemiş olanlar ona “uzaydan gelmiş bir yaratık” diye baktılar, hatta bunu vurgulayan isimler taktılar. Çünkü o değerler, gelişmiş bir toplumun değerleriydi ve onlar o değerlere yaklaşmak bile istemiyor, köy-kasaba ruhuyla yaşamaktan memnun oldukları için, ilerlemeye niyetleri olmadığı için, dünyaya daha geniş pencerelerden bakmaktan korktukları için küçük ve karanlık bir dünyada yaşamaya devam ediyorlar.

*****
Not

Gazetecilik


Hasan Cemal Kuzey Irak’ta Barzani ve Talabani ile görüştü, o tarafın durumunu Türklere aktararak önemli bir gazetecilik yaptı. Dar ufuklu siyasilerin bunu anlamasını ya da gazeteciliğin ne olduğunu anlamaya çalışmalarını beklemek henüz gerekmiyor.
Ama kendilerini gazeteci olarak niteleyenlerin tuhaf gerekçelerle Hasan Cemal’e saldırmaları da mesleğimizin en temel niteliklerinin ne kadar gerilerde kaldığını gösteriyor. Futbolumuz neyse, siyasetimiz neyse gazeteciliğimiz de oymuş, çünkü gazeteciliğin siyasi militanlık olmadığını unutmuşuz.

DİĞER YENİ YAZILAR