Bugün yine ABD Başkanı’nın 24 Nisan mesajını bekleme günü. Gözümüz kulağımız Washington’da olacak, saat farkına bakıp kaçta konuşacağını hesaplayacağız, sonunda ya bir kez daha “oh” çekeceğiz ya da “Obama sattı bizi” diye kızacağız.
Buradaki “biz” aslında biz değiliz. Birinci Dünya Savaşı’na büyük hayallerle giren, İmparatorluğu dağılma sürecine sokan, İttihat ve Terakki’dir. 1915 yılında ne olduğunu öğrendiğimizden bu yana, ki çok uzun bir zaman olmadı, İttihat ve Terakki’nin suçlarının en ağırından “biz sorumluymuşuz” gibi davranmaya devam ediyoruz.
Kimsenin kuşkusu olmasın, 1915 yılında İttihat ve Terakki’nin kararıyla “büyük bir felaket” yaşanmıştır. Savaş bölgelerinin çok uzağında yaşayan, siyasetle, milliyetçi Ermeni çeteleriyle hiçbir ilgisi olmayan yüz binlerce kişi ölüm yolculuğuna çıkarılmıştır.
(Resmi sayıları merak edenler Murat Bardakçı’nın “Talât Paşa’nın Evrak-ı Metrûkesi” kitabına bakabilirler.)
Hangi başarı?
1915’te yaşananları, milletçi Ermeni örgütü ASALA’nın terör eylemleri ve cinayetleri dolayısıyla öğrenmiş olmamızın yol açtığı talihsizlik bir yana Ankara’nın bu olayı “gizli tutma” ve anlamsız iddialarla tartışma çabaları yüzünden mesele Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk halkının sırtına yıkılma durumuna geldi. Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk halkının bu korkunç olayda hiçbir siyasi ve insanı sorumluluğu yoktur, ama Ankara’nın beceriksizliklerini örtmek için uyguladığı “sessizlik” politikaları ne olduğunu öğrenmeye kalkmayı bile suç haline getirmiştir.
ABD Başkanı’nın bugün “soykırım” sözünü etmemesi Ankara’yı çok sevindirecek, “başardık” diye bir kez daha gerinecekler. Ama 24 Nisan’lar bitmedi, seneye ve sonraki senelerde hep tekrar gelecek. Bu “başarı” o kadar büyük bir başarısızlık ki, Obama da önceki ABD başkanları da “soykırım” olduğu görüşünü taşımalarına rağmen bu sözcüğü söylemediler. Ankara’nın başarı saydığı ve sandığı durum aslında bugüne kadar uygulanan politikaların başarısızlığının en büyük kanıtıdır.
Obama bugün ne derse desin, dünyanın olayla ilgili bölümü çok ağırlıklı olarak “soykırım” görüşünü benimsemiş durumda.
‘Bu acı hepimizin’
Türkiye’yi bu anlamsız yükten kurtarmak için benimsenen Ermenistan ile yakınlaşma siyaseti çok önemli bir adım oldu. Ama bizdeki radikal milliyetçiler, savaşseverler kadar Ermenistan’da da radikal milliyetçiler ve savaşseverler var ve bunlar her türlü barışçı gelişmeyi baltalamak için ellerinden geleni yapıyor.
Savaşı ve düşmanlığı sevenlerin bertaraf edilmesi kolay değil, çünkü bir yüzyıl boyunca kendi halklarına yaptıkları zihinsel ve duygusal baskı etkili oldu.
Bugün İstanbul’da 24 Nisan’ı anarken “Acı bizim acımız, bu yas hepimizin” toplantısı yapacak olanlar da düşünce ve vicdan özgürlüğünün ne kadar değerli olduğunu gösterecek.
Bu acının içinde 1915 ve çevresindeki olaylarda, daha önceki Adana olaylarında hayatlarını kaybeden bütün Ermeniler de vardır, radikal Ermenilerin katlettiği Türkler de vardır, radikal milliyetçi teröristlerin katlettiği bütün insanlarımız, diplomatlarımız da vardır.
“Bu acı hepimizin”, hepimiz çok çektik ve gelecekte de çekmemek için ne yapılması gerektiğini öğrendik.
Bunu Ankara da öğrenecek, Erivan da. Öğrenmek zorundalar.
Eyvah, yine 24 Nisan!
Haberin Devamı

