İkinci kitap “Yalancı Tanıklar Ülkesi”nde ise 70’li yılların Türkiye’sindeki solculuk tartışılıyor. “Karanlıktakiler Gözükmez” ise büyük güçlerin dünyayı bölüşmesini anlatıyor.
Herkes için Darwin
Bazı kitaplar zamanlama açısından “cuk” diye oturur. Bu haftanın ilk kitabı öyle bir kitap. “Darwin’in dünyayı değiştiren muhteşem gezisi”ni anlatan “Charles Darwin” tam zamanında geldi. Darwin’e sansür uygulayan kafaların bulunduğu bir toplum için bu çok değerli bir kitap.
Yazarı Alan Gibbons, Darwin’in hikâyesini genç okurlara anlatmak için onunla aynı sefere katılmış bir genç denizcinin günlüğünü düşünmüş. Böylece anlatım biraz daha rahatlamış ve konuyla ilk kez karşılaşanların bile anlayabileceği bir kitap ortaya çıkmış. Charles Darwin, aynen kitapta anlatıldığı gibi, değişik türde canlıları inceleyerek “evrim” teorisini yarattı. Bu teori dinlerin “yaradılış” inancını sorgulamaya yol açtığı için iki yüzyıla yakın bir süredir her türden bağnazların hedefi ve düşmanı oldu. Bilimde yaşanan gelişmelerde de Darwin’in teorisini yalanlayan bir bulgu ortaya çıkmadığı için şu ana kadar “evrim teorisi” geçerliliğinden bir şey kaybetmiş değildir.
Ustanın dönüşü
Vedat Türkali, ülkesi ve sorunları üzerine, dünya üzerine düşünmekten hiç vazgeçmedi. 60’lı yıllarda, o dönemde “sosyal içerikli” denilen birçok Yeşilçam filminin senaryosuna imza attı. 1974 yılında da çıkar çıkmaz büyük ilgi gören ve çok tartışılan “Bir Gün Tek Başına” ile romana geçti. İlk romanında 50’lerin Türkiye’sinin içinden çıkan aydınlık kafalı insanların sıkıntıları vardır. İkinci romanı “Mavi Karanlık”ta daha yakın zamanların Türkiye’sinin yine özel insanları vardı.
Vedat Türkali’nin son romanı “Yalancı Tanıklar Kahvesi”nde 70’lerin Türkiye’sinde “solculuk-devrimcilik” tartışılıyor. Bu kuşağın insanları da ciddi travmalar yaşadı, travmalar onları olmadık süreçlere yöneltti. Bu zor yolda “neden” sorusunun cevabı da bazen anlamsız hale geldi. Türkali bütün bunları canlı kişileriyle tartışıyor. Kişilerin tümü, toplumun yaşadığı çalkantılar içinde savruluyor, bazen yazarın ağzından bazen de kendi kendilerine ne yaptıklarını tartışıyorlar. 12 Mart 1971 askeri müdahalesi ile 12 Eylül 1980 askeri darbesi arasında Türk toplumu en büyük travmalarından birini yaşadı. Ve “esas soru” kanlarla görülmez, silah ve bomba sesleriyle duyulmaz oldu. O dönemi yaşayan ya da merak eden herkes “Yalancı Tanıklar Kahvesi”nde çok şey bulacaktır.
Tanıdığımız Simmel
Çoksatar kitapların kaderi kendi dönemlerini, hatta günlerini aşmalarındaki zorluktur. “Çoksatar edebiyatı” tıpkı televizyon gibi, sürekli olarak yeni figürlere ihtiyaç duyar. “Kalıcı” niteliği kazananlar pek azdır. Uzun bir aradan sonra Johannes Mario Simmel ile karşılaştık. “Karanlıktakiler Gözükmez”i Simmel 1985 yılında, yani 24 yıl önce, Soğuk Savaş’ın son muharebelerinin cereyan ettiği dönemde yayınlamış. O zamanlar büyük güçler dünyayı kendi aralarındaki itişmelere rağmen bölüşmeyi de bilirlerdi. Bu romanda o büyük bölüşmenin son sahnelerini buluyoruz. Avusturyalı Simmel’e gazetecilik deneyiminin kazandırdığı akıcı üslup bu romanda da egemen, Türkçesi de Ahmet Arpad’ın imzasıyla mükemmel. Macera ve hızlı roman sevenler için “Karanlıktakiler Gözükmez”, eskinin deyimiyle “bir solukta okunacak” kitaplardan.
Evrim teorisi devrim tarihi ve bitmeyen dünya kavgası
İlk kitabımız, değişik türde canlıları inceleyerek “evrim” teorisini yaratan Darwin’i anlamak isteyenler için...
Haberin Devamı

