Haberin Devamı
12 Eylül darbesinin ve sonraki bütün icraatların birinci sorumlusu olan Kenan Evren korkmuş, mahkeme önüne çıkmaktansa intihar edeceğini söylemiş.
Üstelik kendisi hakkındaki kararı halkın vermesini de istemiş.
Evren Paşa, halkın kendisini destekleyeceğine pek güveniyor.
O zaman Evren Paşa önce, kendisinin devlet başkanı seçilmesi ve 1982 Anayasası’nın kabul edilmesi için yapılan halkoylaması öncesinde karşı görüşlerin ifade edilmesini neden yasakladıklarını da açıklasın.
1982 yılında halka güvenemiyordu, bugün güveniyormuş.
* Evren’in ya da 12 Eylül döneminin diğer sorumlularının hapse atılması kimsenin derdi değil. Mesele 12 Eylül döneminde yapılan ve etkileri bugüne kadar uzanan icraatların mahkûm edilmesidir.
* “Asmayalım da besleyelim” mi ve “bir oradan bir buradan” gibi vecizelerle hukuku sıfırlayan bir anlayışın mahkûm edilmesidir.
* “Bir garson general kadar para kazanıyor” deyip sendikaları, çalışan haklarını yok eden anlayışın mahkûm edilmesidir.
* “Gençler solcu olup başımıza dert çıkarıyor, en iyisi mütedeyyin bir gençlik yetiştirelim” deyip gençlik içinde siyasal İslamın yayılmasının altyapısını hazırlayan anlayışın mahkûm edilmesidir.
* Hapishanede dışkı yedirmeye kadar varan uygulamalarla PKK diye bir terör örgütünün altyapısını hazırlayan anlayışın mahkûm edilmesidir.
* İşkenceyi günlük uygulama haline getiren, işkence suçlularını koruyan bir anlayışın mahkûm edilmesidir.
* Beğenmediği haberi veren gazeteleri kapatan, hoşuna gitmeyen yazı yazan gazetecileri hapishanede çürüten anlayışın mahkûm edilmesidir.
* Demokrasinin Türk halkı için lüks olduğuna inanan anlayışın mahkûm edilmesidir.
Kenan Evren’in intihar etmesine gerek yok. Kimsenin hapse girmesine de gerek yok. Önemli olan, Türkiye Cumhuriyeti’nin gerçekten “bekası” için 12 Eylül gibi, icraatlarının sonuçları hâlâ ülkemizi sıkıntıya sokan bir dönemin mahkûm edilmesidir.
Bu “manevi” mahkûmiyette Kenan Evren yalnız olmayacaktır. Türkiye’ye 11 Eylül gününü ve öncesini yaşatan Demirel de Ecevit de onun yanında olacaktır. Bir ülkenin geleceğini karartma suçunu hep birlikte işlediler. Ama merak etmesinler, kimse Evren’i ve Demirel’i hapse atmayacak, rahat uyusunlar.
KÂĞIT PARÇASI
Malum belge konusunda Genelkurmay Başkanı’nın söylediklerinde herhangi bir eksiklik yok. Söylediği açık: Askeri savcılığın yaptığı araştırma sonucu belgenin gerçek olmadığı tespit edilmiştir, eğer sivil savcılık yaptığı araştırmada başka sonuçlara ulaşırsa soruşturma yeniden açılmalıdır.
Bu “kâğıt parçası” bir süre daha herkesi meşgul etmeye devam edecektir, çünkü gerçekliğini kanıtlamak için uğraşanlar olacaktır, gazetelerde bu yönde haberler yer alacaktır.
Orgeneral Başbuğ’un söyledikleri arasında en önemli cümle şudur: “Silahlı Kuvvetler’de demokrasi ve hukuk devleti ilkelerine aykırı faaliyetlerde bulunan kimseyi barındırmayız.”
Malum belgenin kim veya kimler tarafından hazırlanıp piyasaya sürüldüğü ortaya çıkartıldığı takdirde, bunun çok daha önemli faydalarını göreceğiz.

