Evren ile bitemez

Haberin Devamı

Çok yakın bir geçmişe kadar pek az kişi böyle bir olayın yaşanacağına inanabilirdi. 12 Eylül referandumunda, sadece bu olay için evet diyenler bile olayın gerçekleşeceğinden emin değildi.

Ama oldu.

12 Eylül 1980 darbesinde Genelkurmay Başkanı olan Kenan Evren savcıya ifade verdi. Aslında ifadesinin, neler söyleyeceğinin merak edilecek bir tarafı yoktu. Ülkenin uçuruma gittiğini, kardeş kavgasında dökülen kanı ve iç savaş tehlikesini anlatacaktı.

Bunları söyledi, ama o aşamaya nasıl gelindiğini söylemedi. Maraş’ı, Malatya’yı, Sivas’ı söylemedi. Sünnilere gidip “Aleviler cami yaktı”, Alevilere gidip “Sünniler cemevi bombaladı” diyen “kamu” görevlilerinden söz etmedi. Öfkeyle toplanmış insanlara dağıtılan silahlardan da söz etmedi. 1 Mayıs 1977’de düğmeye nasıl basıldığını da söylemedi.

***


Tabii ki Evren’in, 12 Eylül’ün “Bayrak Operasyonu”nu örnek alarak “Balyoz Operasyonu” hazırlayanların, aynı eylemleri planladıklarından da haberi yoktur.

Diyarbakır Cezaevi‘nde olanlardan Evren’in haberi yoktur.

İstanbul’da işkence altında ölenlerden de haberi yoktur!..

Ama birileri bunları biliyor. O yüzden bu soruşturma sadece iki emekli general hakkında, belki de karar aşamasını gelinmeden kapanacak bir dava açılmasıyla sonuçlanmamalıdır.

28 Şubat süreci 12 Eylül’ün devamıdır, Balyoz vesaire darbe planları, cinayet planları, ölüm listeleri de 12 Eylül’ün devamıdır. Bugün bu ülkenin gündeminden darbeleri, siyasi suikastları, faili meçhulleri çıkartmak istiyorsak 12 Eylül davasında dibine kadar gidilmelidir.

12 Eylül’ü aslında toplum yendi. Tarihin kara sayfalarına gönderdi.

Bu seçimde Ertuğrul Kürkçü’nün, Sırrı Süreyya Önder’in halkın oylarıyla Meclis’e girmesi 12 Eylül ruhunun manevi ölümün de simgesi olacaktır.

*****


Mitinglerde sayı hesapları

Seçimin heyecanlı alanlarından biri de miting meydanlarında katılımcı saymaktır. Siyasi parti sözcüleri bol keseden “yüz binler”, “beş yüz binler” diyerek kendi taraftarlarına güven vermeye çalışır.

Öncelikle meydanları dolduranlar, esas olarak parti örgütleridir. On binlerce kişinin gelişini parti örgütleri sağlar.

Miting meydanlarında toplananlar hakkında verilen rakamlar üzerine yorum yapanlara birkaç noktayı hatırlatalım:

“500 bin kişi”yi temel alırsak... 500 bin kişinin alana gelmesi için 10 bin otobüs gerekir. 10 bin otobüs arka arkaya dizildiğinde 100 kilometrelik bir kuyruk oluşturur.

Bir kısmının otobüsle, bir kısmının kendi araçlarıyla, bir kısmının da toplu taşımayla geldiğini varsaysanız bile bu kadar kişiyi taşıyacak vapur, vagon ve otomobil sayılarının “imkânsız”a ulaştığını görebiliriz.

Hayatında bir kere İnönü Stadı‘nda maç izlemiş olanlar için de bir kıyaslama yapalım. 500 bin kişi demek, iğne atsan yere düşmez haldeki 15 İnönü Stadı’nı yan yana getirmek demektir. Herkes kıyaslamayı kâğıt kalemle hatta gözüyle yapabilir.

Bu tartışma “Cumhuriyet mitingleri” için gündeme geldiğinde “milyonlar”dan bahseden “düzenleyicilere“ bu örnekleri vermiştik. Onlar da çok kızmıştı. Neyse ki bu seçime bağımsız olarak giriyorlar; alacakları oylar o mitinglerde kaç “milyon” kişinin bulunduğunu da göstermiş olacak.

DİĞER YENİ YAZILAR