Haberin Devamı
Dün bu köşede yer alan “Sorumlu Başbakan’dır” başlıklı yazı üzerine gelen bazı okur tepkileri, konuyu tekrar ele almamızı gerekli kıldı.
Bu yazıda sözünü ettiğimiz, devletin yapılanması dolayısıyla Genelkurmay Başkanı’nın doğrudan Başbakan’a bağlı olmasıdır. Genelkurmay Başkanı “atanmış”tır, siyasi sorumluluğu yoktur. Bağlı olduğu makam Başbakanlık’tır, dolayısıyla onun siyasi sorumlusu da Başbakan’dır. Bu nedenle de Başbakanlık ile Genelkurmay başkanlığı “farklı” ve “eşit” kurumlar değildir, biri asttır biri üsttür.
Eğer Silahlı Kuvvetler içinde, demokratik düzene aykırı, hatta hükümetin politikalarına ters faaliyetler varsa, bunların “tasfiyesi”ni sağlama görevi de sonuçta Başbakan’a aittir.
Son “irtica ile mücadele” belgesi konusunda, siyasi partiler, medya ve kamuoyunun aynı noktada birleşmiş olması Başbakan’ın hareket imkânlarını çok artırdı.
Asıl mesele bir daha böyle planların yapılmaması olduğuna göre, bunu sağlamak da Başbakan’ın görevleri arasında.
Buna karşılık Silahlı Kuvvetler’in üzerinde durduğu önemli bir konu daha var. Bu, bazı cemaatlerin devlet içinde örgütlenmesi ya da belli bir cemaatin mensuplarının “örgüt gibi” faaliyet göstermesi ve Silahlı Kuvvetler içinde de aynı yapılanma girişiminde bulunmasıdır.
Silahlı Kuvvetler bu durumdan şikâyetçidir ve bu şikâyetinde haklı olduğunun çok kanıtı vardır.
Bu yapılanma faaliyetlerine karşı en üst düzeyden tedbir alınmasının siyasi sorumluluğu da Başbakan’a aittir.
Devlette çalışanların da siyasi görüşleri olabilir, farklı dini inançları olabilir. Bu, temel özgürlüklere girer. Ama aynı siyasi görüş ve inanç sahiplerinin “örgüt” gibi davranması, hatta “gizli örgüt” gibi faaliyet göstermeleri bir demokratik hak değildir, siyasi özgürlük kapsamında değildir. Bunlar yasal siyasi faaliyet kapsamında görülemez ve devlet bunlara karşı kendisini korumak zorundadır.
Başbakan’ın siyasi sorumluluğu, Silahlı Kuvvetler içinde her türlü yasa dışı faaliyetin önlenmesi olduğu gibi, Silahlı Kuvvetler ve bütün kamuda gizli örgütlenme ve yapılanmaların da engellenmesidir.
Malum belge üzerinde tartışırken, imza gerçek mi değil mi gibi bir ayrıntının üzerine çıkmak, olaya demokratik düzenin güvenceleri açısından bakmak gerekiyor.
Bütün bunları sağlamak, en yüksek siyasi sorumluluk sahibi olan Başbakan’a aittir ve bu sorumluluk basit bir “polisiye” denetimin çok ötesinde ağırlık gerektirmektedir.

