Etnik çatışma

Öcalan davasıyla ilgili gelişmeler ortaya çıktığı andan itibaren ortaya yeni bir tehdit kavramı atıldı: Etnik çatışma

Haberin Devamı

Öcalan davasıyla ilgili gelişmeler ortaya çıktığı andan itibaren ortaya yeni bir tehdit kavramı atıldı: Etnik çatışma.

Etnik çatışma, Türkiye'deki Kürt kökenli vatandaşlarla diğerleri arasında doğrudan çatışma anlamına gelir. Bu tür küçük provokasyonlar daha önce, özellikle batıdaki bazı ilçelerde yapılmıştı.

Radikal milliyetçi Türkler arasında böyle bir çatışmayı isteyenlerin bulunduğu bir süredir satır aralarında yansıyor. Tabii hiç kimse böyle bir çatışma istediğini doğrudan doğruya söyleyemez.

Ancak, Öcalan davasının yenilenmesi konusundaki hukuki tartışmalar devam ederken bazı çevreler "etnik çatışma ihtimali ni sık sık gündeme getirmeye devam ediyor.

Bu çevrelerin söylemek istediğinin Türkçesi açık bir tehdittir: "Eğer Öcalan Avrupa İnsan Haklan Makemesi'nin kararına uyularak tekrar yargılanırsa sokağa çıkarız; eğer Kürtler de bu fırsatı başka şekillerde kullanmak isterse, gerekirse doğrudan müdahale ederiz..."

Bunun adı "iç savaş tehdidi "dir. Maalesef herkes biliyor ki, ülkemizde yasa dışı olarak mevcut yüz binlerce ateşli silah var. Bir kıvılcımın bunların hep birlikte ortaya çıkmasına yol açması akıllarını kaybetmiş bazı kişilerin rüyalarında yer etmiş olmalı!

Sadece Güneydoğu Anadolu'da değil, ülkemizin her yanındaki Kürt kökenli vatandaşlar arasında Abdullah Öcalan'in nasıl görüldüğünü de bilmek gerekiyor. Kürt kökenli vatandaşlarımız arasında "Kürtlük bilinci" yükseldikçe Öcalan bu bilincin içinde önemli bir unsur haline geldi.

Oyuna gelinmemeli
Türkiye Cumhuriyeti sınırlan içinde en büyük milliyetçi Kürt isyanı yaşanmış ve bunun bütün topluma çok ağır maddi ve manevi maliyeti olmuştur.

"Etnik çatışma" kavramı kimileri için "yarım kalmış bir hesaplaşmanın adı" olarak gündeme getiriliyor.

Milliyetçi Kürt siyasi hareketlerinin Öcalan'in yeniden yargılanması vesilesiyle "zorlamalara" girişmelerinin tek sonucu da, böyle bir fırsat bekleyen radikal milliyetçi Türk örgütleri ve çevrelerinin bekledikleri ortamı yaratmak olur.

Öcalan davasında Türk devletinin ve yargısının böyle bir şantaja boyun eğmesi, özellikle Batı ile ilişkilerde büyük sorunlann başlaması anlamına gelir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana, 1925 Şeyh Sait isyanından başlayarak (bunların nedenlerini tartışmak apayrı bir konudur,) çok sayıda Kürt isyanı oldu. Hiçbirinin ardından bir "etnik çatışma" olmadı.

Bugün olması için çaba gösterenlerin seslerinin yüksek çıkıyor oluşu hükümet nezdinde herhangi bir tereddüt ya da bükülmeye yol açarsa, sıkıntıların çözülmesi şöyle dursun, daha büyük sıkıntıların tohumları atılmış olur.

DİĞER YENİ YAZILAR