'Etik'e boş vermek!

Yüksek yargı mensuplarının adlarının "adaleti etkileme" olaylarına karışması ve maddi çıkar kuşkularının doğmuş olması yine "etik" meselesini hatırlattı

Haberin Devamı

Yüksek yargı mensuplarının adlarının "adaleti etkileme" olaylarına karışması ve maddi çıkar kuşkularının doğmuş olması yine "etik" meselesini hatırlattı.

Hayatımızda ne kadar "etik" var?

Sağlık hizmetleri...

Eğitim hizmetleri...

Adalet hizmetleri...

Güvenlik hizmetleri...

İş hayatı...

Ticaret hayatı...

Bileşik kaplar teorisi en yaygın ve etkili biçimde a'dan z'ye, tüm toplumsal ve siyasal hayatımıza egemen olmuş durumda.

Nasıl olsa kimse etik kurallara uymuyor, ben neden uyayım!

Bu mantık en ağır biçimiyle geçerlidir.

Bu yüzden iş hayatının "mümtaz" şahsiyetleri mafya mensuplarını çalıştırmışlardır. Suç dünyasının insanlarını devlet çalıştırıyorsa, onlar niye çalıştırmasın; işlerini neden "pratik" yollarla görmesinler... Orada etik yoksa burada da olmaz.

İş hayatında etikten eser kalmamışsa sporda da etik olmaz. Çünkü sporda etik kuralları geçerli kılmakla yükümlü olanlar etik kurallara inanmamaktadır.

* Başarı için her yolun "mubah" ve geçerli olduğu, para kazanmak için her şeyin yapılabileceği inancı toplumun sadece bir "tarafında yaşayamaz.

Neden gelmiyorlar?
Avrupa Birliği bir toplum projesidir. Ve bu projede "etik" en temel unsurlardan biridir. Farklı toplumların birbirlerine güvenerek bir arada yaşayabilmeleri aynı etik kuralların geçerli olmasıyla mümkündür.

* Bir polis yerde yatan bir göstericiyi tekmeleyip duruyorsa, orada o polisin meslek etiği bitmiştir. Ona ceza vermeyen, bunun yanlış olduğunu göstermeyen müdür de meslek etiğini kaybetmiştir. Bu zincirler böyle uzar gider. Bir tarafı mahalle bakkalında diğer ucu yargının tepesindedir.

* Her kesim kendi etik kurallarını belirlediği ve kendi içinde bunları sıkı sıkı kovaladığı, denetlediği zaman başkalarının etiği hakkında konuşma hakkına sahiptir.

Şu anda Türkiye'de kendi iç temizliğini yapmakla yükümlü olan kesimleri saymaya kalksak, bitiremeyiz.

Ama bu temizlik yapılmadan da Türkiye'nin "etik dünya" içinde yer alması mümkün değildir.

Türkiye'ye yabancı sermaye hâlâ gelmiyor. Türkiye'de kimse uzun vadeli yatırım yapmıyor.

Neden?

Bu sorunun cevabını açık yüreklilikle verebildiğimiz zaman, çözüm yolunda önemli bir adım atmış oluruz.

DİĞER YENİ YAZILAR