Eskimeyen bir söz

Metin Toker'in bir sözü bir kez daha televizyondan döküldü: "Ne muhteşem bir macera gazetecilik: Bir, sevmek; iki, adam gibi yapmak şartıyla..."

Haberin Devamı

Metin Toker'in bir sözü bir kez daha televizyondan döküldü: "Ne muhteşem bir macera gazetecilik: Bir, sevmek; iki, adam gibi yapmak şartıyla..."

Her olay bir yerinden gazeteciliği gündeme getiriyor. Gazeteler, gazeteciler ve gazetecilik vazgeçilmez bir tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Başbakan da gazetecilere gazetecilik öğretiyor ve kendi ülkesinin gazetecilerini sevmiyor, magazin programında en bozuk Türkçeyle konuşan manken kızcağız da gazetecilik hakkında ahkâm kesme cesaretini bulabiliyor.

Metin Toker'in sözünün içinde tabii ki gazeteciliği "ayağa düşürmemek" de var. Gazeteciliği "adam gibi yapma" nın içinde çok fazla şey var. "Adam gibi yapma"nın koşullarını korumak var; ilişkilerinin, sözünün, kaleminin (ya da bilgisayarının) ayarını "adam gibi"lik içinde tutabilmek var.

Bu "ayarı" kaçırtacak çok fazla unsur vardır. Bir kere çevreden "gaz veren" çoktur: "Ne muhteşem yazıyorsun, vurdun mu çıkan ses Ay'dan duyuluyor..."

Ayarı kaçırmaya, "adam gibfnin ne olduğu konusunda kafa karışıklığına yol açan önemli bir unsur da her gün adını, yüzünü gazetede görmektir. "Adam gibfnin ayan kaçti mı, bir tür "narsisizm" yani kendine hayranlık başlar. O zaman da ayar bozukluğu alır başını gider.

Nimetlerini değil, esasını sevmek
Metin Toker demiş ki: "Sevmek şart..." Buradaki "sevmek"ten kasıt, kendini ve kaleminin gücünü sevmek, kendine hayran olmak değil. Yaptığın işin sırasında en mütevazı emekçisi olmayı sevmek. Bir küçük ayrıntıyı doğrulatmak için saatler harcayabilmek, bir yanlış yapmamak için günler harcayabilmek, bir fazla şey öğrenebilmek için ömrünü harcayabilmek...

Yine buradaki "sevmek" ten kasıt, işin nimetlerini değil esasen "işi" sevmek. Gazeteciliğin getirdiği güçleri ve nimetleri herkes sevebilir, ama onlardan önce işi sevenler her zaman farklılıklanyla diğerlerinden aynlır.

"Adam gibi" ve "sevmek" bir arada olduğunda gazetecilik gerçekten muhteşem bir macera olabiliyor. Bunlar olmadığı zaman, ayarlar kaçtığı zaman gazetecilik, gazetecilik dışında her şeyin öne çıkabildiği bir eziyet ya da bir kişisel savaş alanı olabiliyor.

Meslekteki 25 yaşında bir genç insan için Metin Toker'in bu sözü fazla bir şey ifade etmeyebilir. Ama gazetecilikte otuz yılını doldurduğunda, insanın gözlerinin önünden yüzlerce yüz, binlerce olay geçiyor. Ve Metin Toker'in sözünü ettiği gazetecilerle diğerleri arasındaki farkı çok iyi anlıyor.

DİĞER YENİ YAZILAR