Eski rejim direniyor

Haberin Devamı

Hatip Dicle olayı, yasakçılık ruhunun son direniş alanı olarak ortaya çıktı. Hem hukuki hem meşru bir siyasi iradeyi yine hukuk oyunlarıyla yok saymak eski rejimin en klasik hilelerinden biridir.

12 Haziran’da sandıktan çıkan en net sonuçlardan biri, BDP’nin desteklediği bağımsız adayların “özgürlükçü sol” destekle çok güçlü bir şekilde Meclis’e girmesidir. Seçmenin yüzde 7’ye yakın bir kesimi bu “blokun” anayasa çalışmasında ve barış açılımında söz sahibi olmasını istemiştir.

Eski rejim, seçim öncesinde Yüksek Seçim Kurulu vetosuyla bu iradeye müdahale girişiminde bulununca çok ciddi bir demokratik tepkiyle geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Eğer YSK bu kez Hatip Dicle’nin milletvekilliğini engelleyecek bir karar alırsa, bunu hiç kimse makul bir hukuki işlem olarak görmeyecektir.

***


BDP, 12 Eylül referandumunda eski rejimin direnç alanlarının yanında yer alarak yaptığı yanlışı da bu vesilelerle görmüş olmalıdır.

Eğer YSK Hatip Dicle konusunda siyasi iradeye müdahale şeklinde bir karar alırsa, yeni dönemin ilk ciddi siyasi krizinin sorumlusu olacaktır. BDP desteğiyle seçilen bağımsız milletvekilleri “Hatip Dicle olmadan Meclis’e gitmeyeceklerini“ açıkladılar.

Bu tavır, meşru ve demokratik bir tepki olarak görülmelidir. Eğer böyle bir kriz çıkarsa, sorumlusu o vekiller değil YSK olacaktır.

“Devleti koruma” güdüsünü ana ruhu haline getirmiş olan yargı düzeninin, eski rejimin son direnç alanı olması doğaldır.

Vatandaşının haklarını korumak yerine “devlet” adı altında toplanmış “iktidar odakları”nı korumayı gözeterek kurulmuş bir düzende siyaset “kötü” bir faaliyet, “halkın iradesi” ise zor tahammül edilir bir durumdan ibarettir.

***


Hatip Dicle Meclis’te yerini almalı, BDP ve “özgürlükçü sol blok” ülkenin acil ve hayati sorunlarında etkili bir siyasi güç olarak etkili bir katılım sağlamalıdır.

Eski rejimin direnç alanlarının yıkılması için geniş bir toplumsal irade vardır; siyasiler de, taahhütlerine uygun olarak bunu öncelikli gündem maddesi olarak ele almalıdırlar.

Aynı taahhütte bulunan diğer siyasiler de BDP’liler gibi, Hatip Dicle’nin vekilliğinin iptali durumunda kendilerinin de Meclis’e gitmeyeceklerini açıkladıklarında bu Meclis’in sorumluluklarına birinci günden sahip çıktıklarını göstermiş olurlar.

DİĞER YENİ YAZILAR