Her vatandaşın devlete ve adalete güvenmesinin birinci şartı, kendisine "eşitlik kaygısı" çerçevesinde yaklaşıldığına olan inancıdır.
Bu inanç var olduğu sürece, vatandaş herkese eşit davranıldığını hissettiği sürece toplumsal güvenç sağlamlaşır.
Güvenci tamamlayacak bir başka unsur olarak eşitliğin diğer yanında "hakkaniyet" kavramı bulunur. Bu da adaletin terazisinin doğru tarttığını, yerinde kullanıldığını gösterir.
* Ne yazık ki ülkemizde son otuz yılda bu iki kavram da fena halde yerinden oynadı. Toplum olarak adalet kavramıyla ilgili güvenimiz sarsıldığı gibi, ölçülerimiz de fena halde şaştı.
Ölçülerin tekrar yerine oturması, "hakkaniyet" kavramının tekrar anlam kazanması anlaşılan biraz zaman alacak.
* Şu anda, banka krizleriyle ilgili olarak süren neredeyse yüzlerce dava bulunuyor. Ve sürmekte olan davalarla ilgili olarak, davaları etkileyici şekilde, kamuoyunu yönlendirecek tarzda yayın yapmak yasak.
Zamana yaymanın tehlikesi
Hiç kuşku yok ki, bu davaların seyir şekli, toplumdaki eski dönemin hesaplarının görülmesi isteği açısından beklentilerin ötesinde önem taşıyor. Yeni bir düzen kurulurken, bu düzen en sağlam temeller üzerine inşa edilmemişse, sonuçların nasıl olduğunu biliyoruz.
Mali krizle ilgili davaların da, geleceğin dayanacağı önemli temellerden olduğu açık. İş dünyasında yaşanmış kirliliğin hem yargıda hem de vicdanlarda temizlenmesi zorunludur.
Mali krizin bir yanı hukukidir, bunların davaları görülüyor. Diğer yanı ise ekonomiktir. Bu krizlerin topluma maddi maliyeti de büyüktür.
* Hesaplanan rakam 30-35 milyar dolar civarındadır ve asıl beklenen, bu rakamın tahsil edilmesidir.
* Tahsilatın hukuki ve cezai sorumlulukları ortadan kaldırması sözkonusu olamaz. Ancak öncelik belirlenmesindeki tutum, yöntemi de belirleyecektir.
* Farklı uygulama yapıldığı kuşkusu ve kaygısı bir kez daha toplumda yayılırsa, sonuçta yine adalet duygusu zarar görür.
Mali krizin hem ekonomik anlamda hem de hukuki anlamda "temizlenmesi" zamana yayıldıkça, uygulama farklılıklarını gidermek de güçleşir.
* Eski dönemin faturaları ödenecek. Ödeme yapılırken iki temel kavramın "adalet" ve "hakkaniyet"in varlığı, faturaları ödetenlerin "eşitlik kaygısı"yla davrandıklarını göstermeleri, Türk toplumunun geleceğinin önemli güvenceleri olacaktır.
Eşitliğin anlamı
Her vatandaşın devlete ve adalete güvenmesinin birinci şartı, kendisine "eşitlik kaygısı" çerçevesinde yaklaşıldığına olan inancıdır
Haberin Devamı

