Eşin başörtüsü

Tayyip Erdoğan, önemli görevlere atanmış ve atanacak kişilerin eşlerinin başörtülü olduklarını konu edenleri "ırkçılık" ile suçladı

Haberin Devamı

Tayyip Erdoğan, önemli görevlere atanmış ve atanacak kişilerin eşlerinin başörtülü olduklarını konu edenleri "ırkçılık" ile suçladı.

Bu suçlamanın yersizliğini görmek için bir kez daha baştan başlamak gerekiyor.

Daha önce Türkiye'de başörtüsü, türban ve benzeri bir sorun yoktu, 70'li yıllara kadar olmamıştı. Bu yıllarda yükselen ve merkez sağ partilerin içinden çıkıp bağımsız partilere dönüşen siyasal İslam, bir "kimlik sembolü" olarak başörtüsünü ortaya attı. İnsanlar böylece başları örtülü olan-olmayan veya eşlerinin başı örtülü olan-olmayan diye ikiye bölündü.

Siyasal İslam bu mücadelesinde başarılı oldu. Türkiye'de insanların ikiye ayrılmasını sağladı. Cumhuriyetin ilk elli yılında var olmayan bu mesele, son otuz yıl içinde giderek büyük bir soruna dönüştürüldü. Bu açıdan siyasal İslamın başarısını kabul etmek gerekir.

Baş örtmek, bir süredir dini ve siyasi kimlik işareti. Üniversitede, toplumsal hayatta ve "kamusal" alanda insanları ayıran bir sembol ile mücadele etmek kolay değildir.

Cumhuriyetin ilk elli yılında vatandaşlar eşlerinin başlarının açık ya da kapalı olmasına göre ayrıma uğratılmamıştır. En üst görevlere gelmiş kişilerin bazılarının eşlerinin başının kapalı olması da kimse için bir sorun olmamıştır.

'Biz sizdeniz!'
Sorun, bu başörtme durumunun siyasal ve dinsel bir kimlik gösterisi, bir mücadale alanı olarak kullanılmasıdır.

İran'da İslam devriminin toplumsal dönüşümü sağlamak için kullandığı en önemli araçlardan biri de başörtüsüdür.

Bir genç kadın hayatının ilk otuz yılında kapanmaya ihtiyaç duymuyor, ancak eşi iş hayatında yükselmeye başladığında kapanıyorsa bu, birilerine işaret vermektir. İşaretin anlamı şudur: "Biz sizdeniz." Ve bir süredir bu durum kuvvetle gelişiyor.

Türkiye'de kimse kimseye başını açması için baskı yapamaz. Dinsel kökenli toplumsal tepkilerden çekinir. Oysa tam tersine, gençlerin başlarını kapatmaları yönünde kuvvetli bir baskı oluşturulmaya çalışıldığı da ortada.

Vatandaşların kamu görevlerinde yükselmesi, önemli sorumluluklar alması için eşlerinin başlarının kapalı olması gerekiyorsa, bu tam anlamıyla bir siyasal baskıdır.

Önemli görevlere getirilen bütün şahısların eşlerinin başı kapalıysa asıl ayrımcılık budur. Asıl "ırkçılık" budur. Dini inançlar üzerinden insanlara baskı yapmak budur. Ve şu anda toplumun geleceğiyle ilgili duyulan kuşkuların kaynağı da bu yöndeki gelişmelerdir.

Ne yazık ki bugün bir "ırkçılık" dalgası besleniyor, ama bu Tayyip Erdoğan'ın söylediğinin tam tersidir.

DİĞER YENİ YAZILAR