Kural, ülkenin yargı sisteminde “doğal yargı” ilkesini çiğneyen herhangi bir “olağanüstü yargı” kurumunun olmamasıdır.
Özel yetkili yargı sistemi de “olağanüstü” durumlardan birisidir ve ilke olarak başvurulmaması gereken bir yöntemdir.
“Özel yetkili” sisteminin ortaya çıkmasının yolunu açan, yargı düzeninin zaafları ve eksiklikleridir.
Ergenekon adı çevresindeki soruşturma ve yargılamanın mevcut yargı düzeni içinde yerine getirilmesinin son derece zor olacağı biliniyordu ve “özel yetkili” sistemi bu nedenle, “geçici” bir çözüm olarak ortaya çıktı.
“Özel yetkili” sisteminin işleyişinde birçok arıza görüldü; bunlar tartışıldı, eleştirildi. Bugün Hükümet, bu sisteme ihtiyaç bulunmadığı görüşünde ve önümüzdeki günlerde gereği yapılacak.
“Özel yetkili” sisteminin kalkacağı duyulduğu andan itibaren kuvvetli bir itiraz ortaya çıktı.
İtirazın ana fikri, darbe davaları tam olarak sonuçlanmadan “özel yetkili” sisteminin kaldırılmasının bu davalarda tavsamaya yol açacağı görüşüydü.
Ancak söz konusu itirazın, belli bir çevrenin ortak sesi olarak yükselmesi; açıkça söyleyelim, Gülen cemaatine yakın bilinen isimlerin aynı fikri dile getirmesi, olayın AKP-Cemaat çekişmesi eksenine kaymasına da yol açtı.
MİT Müsteşarı üzerinden, tartışmasız Başbakan’a doğru giden bir soruşturmanın “özel yetkili” sisteminde doğmuş olması, sistemin tümünün bir çatışma alanı olarak görülmesini gerektirmez.
Özel yetkili savcı ve yargıçların ve onların birlikte çalıştığı emniyet görevlilerinin bir kısmının cemaate yakın isimler olması da meselenin esasını değiştirmez.
Mesele darbe soruşturma ve davalarının sağlıklı yürümesi ve sonuçlanmasıdır. Davaların sonuna bu kadar yaklaşılmışken, bütün bir sürecin bir güç çatışması içinde sıkışmasına kimse izin veremez.
Çağdaş hukukun temel ilkeleri bellidir.
“Özel yetkili” sistemi kalkması gereken bir sistemdir.
Önemli olan da geçişin darbe davalarında bir zaafa ya da tavsamaya yol açmadan sağlanmasıdır.
Özel yetkili sistemin kaldırılması zorunluydu; ne kadar erken kalkarsa, yargı düzeninin diğer aksaklıklarına el atmak için de zaman kazanılmış olacağından, sorunun ilk fırsatta giderilmesinde esasa ilişkin bir sakınca yoktur.

