Erken bir hamle

Turgut Özal Çankaya'ya çıktıktan sonra Türkiye'de başkanlık sisteminin birçok yönetim sıkıntısını halledeceğini düşündü

Haberin Devamı

Turgut Özal Çankaya'ya çıktıktan sonra Türkiye'de başkanlık sisteminin birçok yönetim sıkıntısını halledeceğini düşündü. Tartışma açmak için girişimde bulundu, ancak vefatının ardından konu kapandı. Süleyman Demirel de Çankaya görevinin belli bir aşamasında başkanlık ve yarı-başkanlıkla ilgili tartışma başlattı. Demirel de Cumhurbaşkanı 'nın bugünkü anayasal sistemde iki arada bir derede kaldığını düşünüyor, yetkilerinin bir tür yarı-başkanlık sistemine doğru genişletilmesi gerektiğini savunuyordu. Demirel Meclis kararıyla emekli olunca, daha doğrusu görev süresinin uzatılması mümkün olamayınca da başkanlık sistemi ve Cumhurbaşkanı'nın yetkileri tartışmaları bir kez daha gündemden düştü.

Amerikan sistemi ama...
Bugünkü Cumhurbaşkanı Sezer ise, Cumhurbaşkanı'nın yetkileri konusunda "kırtasiye" ve imza yükümlülükleri dolayısıyla çok farklı bir yakınmada bulundu. Cumhurbaşkanı'nın yetkileri ve sistem tartışmasını bu kez açan Başbakan Tayyip Erdoğan oldu. Erdoğan kendisine hedef olarak Amerikan sistemini koyduğunu söyledi. Amerikan sisteminde, yürütmenin başında "Başkan" bulunur. Merkezi bütün yetkilerin en tepesinde o vardır. Ancak Amerikan sistemindeki Başkan'ın bu aşırı yetkili konumunu dengeleyen birkaç önemli unsur bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, Amerika Birleşik Devletleri ni oluşturan "devletler" in yerel yetkileridir. Mesele "yerel" olduğu zaman, tamamen yerel olarak; her eyalet ya da devletin kendi yetki ve yasa sistemi içinde çözülür. ABD Başkanı'nın büyük yetkilerinin karşısında denge kuran siyasi yapı da Senato ve Temsilciler Meclisi'nin yetkileridir. ABD Başkanı'nın "karşısında" yine yetkili ve güçlü mekanizmalara sahip Meclis ve Senato vardır. Bunların dışında, başta Yüksek Mahkeme olmak üzere özerk kurumlardan oluşan bir yapı yetkilerin dağıtılmasını ve güçlerin birbirlerini karşılıklı olarak dengelemelerini sağlar.

Başı Erdoğan çekerse!..
Tayyip Erdoğan başkanlık sistemi ve Amerikan sistemini erkenden tartışmaya açarken 2007'de yeni Cumhurbaşkanı'nı bu Meclis'in seçecek olmasına güvenmektedir. Uzun bir zamandır Türkiye'de hep erken seçim yapılmakta, hiçbir meclis anayasal görev süresini dolduramamaktadır. 2007 yılının mayıs ayında Sezer'in görev süresi dolduğunda eğer bugünkü Meclis görevdeyse ve bugünkü yapısını koruyorsa Çankaya'ya Tayyip Erdoğan'ın çıkması çok muhtemeldir. Ve Erdoğan, seçime 4 yıl kala "kendi tercihi" olan bir sistem için tartışmayı başlatmıştır. Beş aylık AKP iktidarı, henüz en temel konularda önemli bir ilerleme sağlamamışken; birçok önemli konuda hâlâ kararsız ve acemi davranmaya devam ederken 4 yıl sonrasının hesabının yapılması anlaşılır bir şey değildir. Erdoğan önce Başbakanlık görevinde kendini gösterecek ve Çankaya'daki göreve talip olduğu zaman bu hakka sahip olduğunu halk onaylayacaktır. Erdoğan henüz şu anda oturduğu koltuğu doldurmuş ve ısıtmış değildir. Bu kadar erkenden Çankaya hesapları yapması da sadece siyasette yeni sıkıntılar yaratır. Başbakan bugünden Çankaya hesabı yaparsa, başkaları da bugünden başbakanlık ve partide köşe olma hesaplarına girer ki, iş hızla içinden çıkılmaz bir hale gelir, henüz parti olamamış AKP de partileşemeden inişe geçer.

DİĞER YENİ YAZILAR