Ergenekon’un “halk” desteği

Haberin Devamı

Türk toplumunun bir kesiminde yüz yıllık korkuların egemenliği sürüyor. Sürekli olarak korku içinde yaşatılan bir toplumun bunlardan kurtulması kolay değildir.

Bütün dünya düşmanımız... Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur... Batı bizi bölmek istiyor... Batı bizi irticaya teslim etmek istiyor... Vatan hainleri her yere sızmış bekliyor...

Bu korkular sürekli olarak tazelendi. 12 Eylül öncesi kanlı tezgâhlarla güçlendirildi. Erbakan’ın başbakanlıktan gönderilmesinde “siviller beceremiyor, ama Silahlı Kuvvetler beceriyor” denilerek güçlendirildi.

2002 seçiminin ardından “ülke elden gitti” yaygarası öyle bir yapıldı ki, insanlar her an Türk toplumu uçurumun eşiğine gelmiş gibi etkilendi.

Ergenekon soruşturma ve davaları, bu korkuların, işin içine silahlar bombalar, suikastler de katılarak beslenmesiyle ilgili davalarıdır.

***


Sürekli tehdit altında olan, her an bölünebilecek ya da irticanın eline düşebilecek kadar zayıf bir ülke ve toplum için gerekenin “Güçlü, otoriter, laik, demokrasinin tuzaklarına düşmeyen bir iktidar” olduğu, olması gerektiği duygusu toplumun bir kesiminin bilincine kazınmıştır. Bu duygu klasik yöntemlerle canlı tutulurken, üstüne eklenen yanlışlar da tam anlamıyla tüy dikmiştir.

Ancak Türk toplumunun bir kesiminin “ulusalcılık” diye nitelenen güçlü bir korku halinde yaşadığı gerçektir. Bu, “cumhuriyet mitingleri”nde de görülmüştür. Kamuya açık şekilde şekilde söylenmese de hâlâ demokrasiden korkan, demokrasiyi bölünme ve irticanın eline düşme sürecinin tuzağı gibi gören kesimin “AKP’yi CHP götüremiyorsa asker götürsün” duygusunu çeşitli şekillerde açığa vurduğu da görülmektedir.

***


Bu kesim, Ergenekon davalarında ortaya ne çıkarsa çıksın inanmıyordu. Ama bir sarsıntı yaşadı. CHP’de Baykal ve devletçi-muhafazakâr kadronun bir ölçüde tasfiyesinin ardından “yeni CHP”nin askerci-ulusalcı-Ergenekoncu çevreyle ilişkiyi beklenen kuvvetle kurmaması bu sarsıntının nedeni oldu. Bazı Ergenekon sanıkları aday gösterilmiş olmasına rağmen yeni CHP yönetimi onların beklediği kadar Ergenekoncu-ulusalcı gruplara angaje olmadı.

MHP ise bir tek emekli ve tutuklu generali aday gösterdi, bunun ötesinde bir yakınlaşmadan kaçındı.

Bunun üzerine birçoğu halen Ergenekon davalarından tutuklu bulunan 31 kişi “Cumhuriyetçi Güçbirliği” adı altında bağımsız aday oldular. Bu adaylar 12 Haziran’da biraz MHP’den ama esas olarak CHP’den oy alacaklardır. Hatta CHP’nin bunlar yüzünden milletvekili kaybı bile olabilir.

Bu adaylıklar herkes açısından çok yerinde olmuştur. CHP 12 Haziran ertesinde bu çevreyle ilişkisini kuşkusuz bir kez daha gözden geçirecektir.

Ama bu 31 adayın tek tek ve toplam olarak alacakları oy miktarı Ergenekoncu-ulusalcı örgütlenmelere halkın desteğini de göstermiş olacaktır.

Hiç kuşku yok, seçimden sonra bu çevre “tutuklu olduğumuz için çalışamadık, engellendik, eşit şartlar altında değildik” gerekçelerini öne süreceklerdir. Bunlar olağan bahanelerdir. Gerçek olan bu adayların alacakları oyların işaret ettiği halk desteğidir. 12 Haziran gecesi herhalde onlar da biraz düşüneceklerdir.

DİĞER YENİ YAZILAR