On yıl önce, 1994 yerel seçimlerinde merkez ve merkez sol, oyların bölünmesini çok büyük bir başanyla sağladı. Tayyip Erdoğan'ın birinci şansı buydu. Diğer oylar en anlamsız şekilde bölününce Refah Partisi'nin adayı olan Erdoğan aradan çıktı. Bu, ikinci şansıydı.
İstanbul Belediye Başkanlığı döneminde şiirleri ve şiirsel ifadeleri çok kullanarak yaptığı konuşmaların ardından görevden alınınca bütün dikkatleri üzerinde topladı. Yine bir şiir dolayısıyla hapse atıldı. Durup dururken "mağdur" bir kahraman yaratıldı. Bu, üçüncü şansıydı.
Erbakan, bu yapısıyla siyasi İslamın iktidar olamayacağını kanıtlayınca partisi içinde başlayan harekete daha popüler bir lider adayı arandı ve Erdoğan bulundu. Bu, dördüncü şansıydı.
Merkez sağ ve merkez sol ülkeyi ve kendilerini tahrip etme konusunda inanılmaz başarılara imza attılar. Yollar kendiliğinden açıldı. Bu, beşinci şansıydı.
Ya bu soruların cevapları?
Tayyip Erdoğan'ın şans çizgisi halen devam ediyor. Bugünkü şansının yarısını, karşısında tutarlı bir muhalefet bulunmaması oluşturuyor.
Yerel seçimler yaklaşırken, kampanyanın bir parçası olarak Tayyip Erdoğan hemen hemen bütün yayın organlarına beyanatlar verdi. Erdoğan'a aynı sorular soruldu, sorulmaya devam ediyor, Erdoğan aynı cevapları vermeye devam ediyor. Erdoğan'ın bugünkü büyük şansı budur. Hiç kimse Erdoğan'a şunları sormuyor:
Ekonomide: Geçen hükümet döneminde mecburen girilmiş reform sürecinin dışında herhangi bir şey yapıldı mı?
* İşsizlik neden artmaya devam ediyor?
* Yabancı sermaye neden hâlâ gelmiyor?
* Neden yatırım yapılmıyor? *
* Yatırımları kolaylaştırıcı ve yabancı sermayenin gelişini kolaylaştırıcı önlemlerden hangisi alındı?
Etik açısından: Geçen hükümetin Bayındırlık Bakanı, ticaret nedeniyle görevinden ayrılırken AKP erkânı da bu yönde konuşmuş ve bol bol etik nutku
atmıştı.
* Başbakan'ın "iş"lerine devam etmesi Türkiye dışında hangi ülkede mümkündür?
Vaatler açısından: Geçen se çim öncesinde, bir önceki dönemden şikayetin en önemli konularından biri milletvekili dokunulmazlığıydı. Başbakan bizzat defalarca söz verdiği halde bu konuda neden hiçbir şey yapılmadı?
Teror konusunda: Türkiye'nin dış bağlantılı ya da bağlantısız, ama kaynağı radikal İslam olan terörün saldırısı altında olduğu ortadadır. Bu konuda hangi olağanüstü önlem alınıyor?
* Başbakan ve iktidar partisi teröre karşı toplumsal bir hareket yaratmayı düşünüyor mu?
* Terör örgütlerinin dış bağlantılarını kesmek için ne yapıldı?
Kamuda atamalar: Birçok kamu kuruluşunda, daha önceki dönemlerin en fazla eleştirilen uygulamalarından biri olan taraftar kadrolaşmasına gidiliyor. Bunu Başbakan nasıl açıklayacak?
Yolsuzluklar: Uzanlar'ın üzerine en güçlü şekilde giden devlet, diğer yolsuzluklar için neden aynı sürat ve kararlılığı göstermiyor?
Tabii ki bu soruları soracak olanların derslerini iyi çalışmaları gerekiyor. Yoksa bu soruları sormanın anlamı yok. "Ekonomi" denildiği zaman soru soranın sayıları çıkartması, atamalar sorulduğu zaman, soranın somut örnekler vermesi gerekiyor.
Başbakan'ın ticari işlerinden söz edildiği zaman dünyadan ve bizden örneklerin verilmesi gerekiyor. Örneğin Başbakan, "Diyarbakır'ın yanlış belediye başkanı seçtiği için on yıl kaybettiğini" söylüyor; karşısındaki "Aynı on yılda kendi partilerinin elinde olan Urfa'nın çağ mı atlamış olduğunu" sormuyor.
Tek parti dönemi dışında en şanslı başbakanlık dönemi Erdoğan'a nasip oldu. Kıymetini iyi bilmesi gerekiyor. Karşısında muhalefet olmayan, asıl sorulası soruların sorulmadığı bir başbakandan daha rahatı olamaz.
Erdoğan'ın şansları
On yıl önce, 1994 yerel seçimlerinde merkez ve merkez sol, oyların bölünmesini çok büyük bir başanyla sağladı. Tayyip Erdoğan'ın birinci şansı buydu. Diğer oylar en anlamsız şekilde bölününce Refah Partisi'nin adayı olan Erdoğan aradan çıktı
Haberin Devamı

