Cumhurbaşkanı seçiminin ilk aşaması Erdoğan’ın galibiyeti ile tamamlandı.
CHP ve toplumun bir kesimi doğrudan Erdoğan’ı hedef alarak “seni Çankaya’da istemiyoruz” demişti. Erdoğan “Peki ben çıkmıyorum” dedi ve siyasal geçmişi, düşünce yapısı kendisinden farksız ancak siyasal kişiliği daha yumuşak ve uzlaşmacı bir görüntü veren Abdullah Gül’ü aday gösterdi.
Abdullah Gül, “milli görüş” kökenlidir, Erbakan’ın yanında ve partilerinde etkin görevler almıştır, eşinin başı kapalıdır. Üstelik eşi, türban konusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde dava açmış, ancak Gül’ün Dışişleri Bakanı olması üzerine davayı geri çekmiştir.
Bunlar Gül’ün iyi ve bütün toplumu temsil edecek bir cumhurbaşkanı olacağının kanıtı değildir, ama olmayacağının kanıtı da değildir.
Erdoğan’ın kendi adaylığından vazgeçmesi ve genel olarak daha ılımlı görüntü veren Gül’ü göstermesi sert muhalefetin silahlarını da elinden almıştır.
Kamuoyunun önemli kesimi “Erdoğan tepkileri kavradı ve adaylıktan vazgeçti” diye düşündüğü zaman da mesele onun için bitmiş olacaktır.
Sonuçta AKP seçimle iktidar olmuş bir partidir. Seçime katılım oranının düşük olması onların sorunu değildir, yüzde 10 baraj dolayısıyla seçmenin yarısının iradesinin Meclis dışında kalmış olması da onların sorunu değildir.
Son 24 yıl içinde iktidar ya da iktidar ortağı olmuş olan siyasi partilerden, ki bunlara CHP de dahildir, hiçbiri yüzde 10 barajın kalkması için girişimde bulunmamıştır, bugün bunu siyasi tavırlarına gerekçe olarak göstermelerinin de samimiyetle ilgisi olamaz.
Cumhurbaşkanı seçim sürecinin ilk aşamasının Erdoğan ve AKP açısından olumlu sonuçlanmış olmasıyla iş bitmiyor.
Seçimin mahkemelik olmaması için ANAVATAN ile DYP’nin ya da sadece ANAVATAN’ın ilk oturuma girip “367 katılım gerekir” iddiasının devamını engellemesi gerekiyor.
İkinci aşamayı Erdoğan ve AKP’nin kazanması ya da kaybetmesi şu anda tümüyle ANAVATAN-DYP ikilisinin elindedir. Çünkü CHP’nin konuyu Anayasa Mahkemesi’ne götürmesi durumunda buradan çıkacak kararı tahmin etmek kolay değildir.
Eğer Erdoğan ve Gül bu aşamayı da atlatırlarsa AKP genel seçime çok yüksek bir maneviyatla gidecektir, bunun da kararsız ya da ortadaki seçmeni etkilememesi mümkün değildir.

