Henüz anayasa paketinin serencamı, referandum ve sonrasında ne olacağı tam olarak ortaya çıkmamışken Başbakan Erdoğan daha uzun vadeli bir yol haritasını ortaya çıkardı.
Erdoğan “başkanlık sistemi”ni ilk kez dile getirirken, şu anda yürürlükte olan sistemin hangi sakıncaları bulunduğu ve başkanlık sisteminin bunları nasıl gidereceği konusunda net bir görüş belirtmedi.
Kuvvetler ayrılığı sisteminin temel ilkelerine göre, şu anda bizde cumhurbaşkanı yetkilerinin fazla olduğu biliniyor. Bunun nedeni, 12 Eylül askeri yönetiminin akıl hocası hukuk ve siyaset adamlarının, sistemi değiştirmeden Evren’in daha yetkili bir cumhurbaşkanı olmasını sağlama gayretleridir. Bugünkü cumhurbaşkanı yetkileri, parlamenter sistemde kuvvetler ayrılığı tartışılarak değil, Kenan Evren’in Meclis’ten çıkmış hükümetlere karşı bazı yetkilerini elinde tutması, gerektiğinde frenlemesi amacıyla belirlenmiştir.
Erdoğan bugünden, önümüzdeki genel seçim sonrasının temel gündemini ortaya attığına göre, referandumda ve genel seçimde istediği sonuçları alacağına güveniyor. Çeşitli kamuoyu araştırmaları da anayasa paketinin bütün olarak referanduma gitmesi durumunda halktan onay alacağını, bugünkü koşullarda genel seçime gidilirse AKP’nin yine birinci parti çıkacağını gösteriyor. Ama bu öngörüler gerçeğe yakın olsa bile, Başbakan’ın “bunlar çantada keklik” diyerek 2011’de başkanlık sistemini gündeme getireceğini söylemesi pek de hayra alametmiş gibi görünmüyor.
Cumhurbaşkanı Gül seçildiğinde “kural” şöyleydi: Cumhurbaşkanı 7 yıllık bir süre için bir kez seçilir, ikinci kez aday olamaz.
Bu kural, gergin geçen cumhurbaşkanı seçiminin ardından yapılan anayasa değişikliği ve referandumla şöyle oldu: Cumhurbaşkanı 5 yıl için halk oyuyla seçilir, ikinci kez aday olabilir, ikinci kez seçilirse üçüncü kez aday olamaz.
Böyle durumlarda genellikle bir geçici madde ile, “seçilmiş olan, görevini sürdüren cumhurbaşkanına hangi kuralın uygulanacağı” da belirlenir. Ancak o günün farklı heyecanları içinde öyle yapılmadı ve tartışmalı bir durum yaratıldı.
Ankara kulislerinde şu söyleniyor: AKP Erdoğan’ın liderliğinde üçüncü genel seçimi büyük olasılıkla kazanacak, ancak 2015’teki seçimde ne olacağını kestirmek mümkün değil ve aynı liderin aynı partiyle dört kez seçim kazandığı pek görülmüş bir durum değil. Erdoğan da dördüncü genel seçim gelmeden Çankaya’ya çıkmak, orada on yıl kalmak istiyor. Bunun için öncelikle Gül’e eski kuralın uygulanması gerekir. Gül 7 yılın sonunda görevini bıraktığında, genel seçimden önce cumhurbaşkanı seçimi yapılacaktır.
Erdoğan’ın başkanlık sistemini, cumhurbaşkanı yetkilerini şimdiden gündeme getirmesi bu senaryonun doğruluğunu onaylıyor gibi görünüyor.
Türkiye siyasetinde 24 saat bile uzun bir süredir, Erdoğan bu planı tekrar gündeme getirdiğinde hangi koşullar içinde olacağımızı şimdiden öngörmek de mümkün değil. Örneğin 2011 seçiminden sonra, üçüncü iktidar döneminin ortasına gelindiğinde AKP tek parti olarak kalabilecek midir?
Sevinin, bir yumruk daha atıldı
Ahmet Türk’e yumruk atılması “birilerini” pek sevindirmişti. Halkın duygularına tercüman olduklarını zannederken, en kaba en ilkel sokak faşizmini ve şiddeti savunanlar tekrar sevinebilirler, AKP’li bir bakan da yumruklandı. Yarın bir CHP’li yumruklanınca da sevinebilirler, çünkü onun ardından yine bir AKP’li yumruklanabilir. Bu iş böylece yürür gider, şiddetle yaşayanlar saklandıkları köşelerden çıkarak bu ülkeyi tekrar cehenneme çevirmek için hareket geçer.
Pazar günü bu köşede yayımlanan yazıda tehlikeye dikkat çekmeye çalışmıştık. Dünkü yumruğun ardından tehlikeyi görmek isteyenler bu yazıyı bulup okuyabilirler.

