Erdoğan’ın İran gafı

Haberin Devamı

Tayyip Erdoğan son Amerika gezisinde bir siyasi gafa daha imza attı. Erdoğan’ın sözü şöyle: “İran nükleer silahı kitle imha amaçlı yapıyorsa, ona bunu yapma diyenlerin de nükleer silahlarının olmaması gerekir...”

Böyle bir mantığı kahvehanede dünyaya nizam verenler dile getirebilir, ama Türkiye’nin Başbakanı bu mantığı yürütemez. Tabii yürütebilir dünyada nükleer silahların gelişimini, nükleer dengeyi, bu silahların kısıtlanmasıyla ilgili çalışmaları, anlaşmaları bilmiyorsa böyle bir mantık yürütebilir.

***


İran’ın, “İran İslam Cumhuriyeti”nin elinde bir kitle imha silahı olması bölge için ciddi bir tehlikedir. İran’ı yönetenler, eğer ellerine bir kitle imha silahı geçirirlerse, bunu kullanmaya fazla hevesli olacak bir kadrodur. Bu kadro, “İslam Devrimi”nin bütün diğer Müslüman ülkelere de yayılmasını istiyor. Bunların “İslam Devrimi” anlayışlarının içinde İsrail’in “yok edilmesi” de var. Bu kadronun “savaş” anlayışında masum insanların ölmesinin önemi yok, çünkü uğruna kıyımlara girişilecek olan büyük hedefe göre insanlar çok küçük.

***


İran’ın elinde bir kitle imha silahı olması bölgemiz için de dünya için de ciddi bir tehlikedir.

Erdoğan, anlaşılan bugüne kadar genel olarak nükleer silahlar, özel olarak da İran’ın elinde nükleer silah bulunması konusunda fazla düşünmemiş. Kendisini bilgilendirmesi gerekenler de işini yapmamış. Ya da Başbakan kendisine bu konular anlatılırken dinlememiş, konuyu kavramaya çalışmamış.

Başbakan bu sözlerinin Batı’da yaratacağı etkileri düşünmediği gibi, Türkiye’nin üyesi olduğu NATO’nun İran’ın nükleer silahı konusundaki açık politikasını da unutmuş.

Erdoğan’ın neden İran’ı savunduğu konusunda çok fazla fikir yürütmek mümkündür. Ama daha önemli olan, böyle bir konuda kahvehane üslubuyla İran savunması yapabilen bir başbakanın dış politikada yapabileceği başka yanlışlardır.

***


Yakın dönemde, bazı çevreler Avrupa Birliği’ne ve demokrasiye alternatif olarak Türkiye’nin İran-Rusya hattında yer alabileceğini düşünüyordu.

Eğer Tayyip Erdoğan ve onun başında bulunduğu hükümet, Avrupa Birliği hattını tümüyle bırakmaya ve İran-Rusya hattını seçmeye karar verdiyse bu seçimin maliyeti de herhalde iyi ölçülmüş olmalıdır. Türkiye’nin yörüngesini değiştirmesi asıl büyük karşı-devrimdir ve ucunda da sadece İran standartları yoktur.

DİĞER YENİ YAZILAR