Deyim Çetin Altan'a ait. Geleceğe olan umudu kesmemek, iyimser olmak anlamında kullanılarak benimsendi ve yaygınlaştı.
Bizler özellikle dış dünya ile ilgili bütün sorunlarda toplum olarak "enseyi karartmaya" eğilimliyiz. En küçük bir olumsuzluk, hoşumuza gitmeyen bir gelişme olduğunda o meselenin bütününü bir kenara bırakıp ayrıntılarla uğraşmaya başlıyoruz.
Avrupa Birliği meselesinde, 3 Ekim eşiğine gelirken de durum değişmedi; bir gün kötümser bir gün iyimser olarak zamanı geçiriyoruz.
Elbette her şey her zaman bizim istediğimiz gibi gelişemez. Kendilerine ait hesapları, küçük ya da büyük hesapları olanlar, takıntıları olanlar da boş durmayacaklardır. Onlar da son ana kadar kendi oyunlarını oynayacaklardır.
Bunlara tepki de gösterilebilir ama önemli olan "oyunun esası"nı gözden kaçırmamaktır. Çünkü kaçırdığımızda anlamsız yere hakeme itiraz ederek kart gören futbolculara benziyoruz. Bu futbolculara kızıyoruz, ama toplum olarak yaygın tepkimiz de hep bu şekilde ortaya çıkıyor.
Bu da geçer...
Avusturya'da radikal sağ (neo-Nazi) desteğinde bir sağ hükümet iktidarda. Bu hükümet hem ülkesindeki yabancı düşmanlığını canlı tutuyor hem de Hırvatistan'ı "kurtarmaya" çalışıyor. Hırvatistan'la Avrupa Birliği'nin ilişkileri, savaş suçlularını (Hırvat faşistlerini) teslim etmedikleri için krizde. Avusturya da "Türkiye'ye karşı Hırvatistan" pazarlığıyla hem bu ülkeye destek olma hem de onların faşistlerini kurtarma peşinde.
Fransa'da iktidardaki sağ partinin genel başkanı İçişleri Bakanı Sarkozy de geçen hafta konuyu şöyle bağladı: Türkiye ile görüşmeler başlasın, ama üyelik aşamasına gelindiği zaman Fransız halkına sorarız...
Avusturya radikal sağı, Türkiye üzerine oyun oynarken tek destekçisi Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti'dir. Burada da iktidar koalisyonunun büyük ortağı AKEL adlı partidir ve bu parti eski komünist partisidir. Annan Planı için referandumun başını da bu parti çekmiştir.
Bunlar tarihin cilveleri ve bazı küçük hesapların nasıl bir araya gelip ittifak yapabildiğinin alışılmış örneklerinden biri.
Çetin Altan'ı dinleyelim, enseyi karartmayalım. Bu da geçer.
Enseyi karartmamak
Deyim Çetin Altan'a ait. Geleceğe olan umudu kesmemek, iyimser olmak anlamında kullanılarak benimsendi ve yaygınlaştı
Haberin Devamı

