Gerçek bir konuyu tartışalım: Bildiğimiz bir konu. Türkiye'de kitap okunmuyor. Ya da çok az okunuyor. Son yıllarda önemli gelişmeler görülse de ve bu gelişmeler Ankara'ya rağmen sağlanmış olsa da yine çok geri bir noktadayız.
Nüfusları bize yakın olan ülkelerde geçen yıl basılan kitap (piyasaya çıkan kitaplar, toplam tiraj değil) sayılan şöyle: Fransa 50 bin, İspanya 60 bin, Almanya 60 bin, İtalya 70 bin, İngiltere 80 bin.
Toplam tirajlar da 450 milyon ile 600 milyon arasında değişiyor.
Türkiye'de ise geçen yıl 20 bin değişik kitap basıldı. Bunların toplam tirajı 200 milyona yaklaşıyor. 200 milyonun 80 milyonu da ders kitapları.
Ders kitapları çıkarıldığı zaman adı geçen ülkelerdeki kitap satışlarının Türkiye'ye göre üç dört kat fazla olduğu görülüyor.
Beş dakika yeter
Ankara'nın çok uzun yıllardır daha çok kitap yazılması ve okunması yönünde önemli bir katkısı ve desteği olmadı, tam tersine, Ankara hep köstek oldu.
Eğer Ankara'daki iktidar Türkiye'de ciddi bir okuma ve kitap yayımı atılımı yapmak istiyorsa buna çok basit bir kararla başlayabilir.
* Kitapta KDV hemen sıfırlanır. Bu, kitap üretiminin biraz daha artmasına yol açabilecek bir mali teşvik olacaktır.
* Aynı şekilde, kitap teliflerine uygulananan stopaj düşürülebilir. Bu iki karar, birlikte kitap piyasasına büyük destek sağlar.
* Son yıllarda büyük şehirlerde kitapçı sayısı arttı, ancak hâlâ kitapçı dükkânı bulunmayan şehirlerimiz var. Kitapçı açanlara belli bir süre vergi muafiyeti getirilebilir. Böylece kitapçı dükkânı açmak isteyenler doğrudan teşvik edilmiş olur.
Bunlar Ankara'da beş dakikada yürürlüğe konulabilecek desteklerdir. Yeter ki karar alınsın.
Yukarda adı verilen ülkelerin hepsinde kitap "sanayii" oluşması için büyük devlet destekleri uygulanmıştır. Devlet hem okumayı teşvik eder, hem kitap üretimini teşvik ederse biz de o seviyelerin çok altında kalmayız.
Avrupa'ya kendimizi anlatamadığımız için şikâyet ediyoruz. Batı'nın bütün büyük şehirlerindeki kitap fuarlarının çoğunda Türkiye temsil edilmiyor. Türkiye'nin katıldığı fuarlarda ise en kıyıda köşede kalmak asıl içimizi burkması gereken durum.
En önemli konu
Gerçek karşılığı olmayan, boşu boşuna zaman tüketmekten başka hiçbir işe yaramayan konularla fazla uğraşıyoruz. Bu konular daha çok ilgi çekiyor, çünkü bir yere varmak mümkün değil. Futbol maçlan öncesi ve sonrasında yapılan bitmez tükenmez konuşmalar gibi
Haberin Devamı

