En korkunç senaryo

Haberin Devamı

Ergenekon’un üçüncü iddianamesi, geçen haftanın “Kürt açılımı” tartışmalarının arkasında kaldı. Yüzlerce sayfanın okunması ve değerlendirilmesi de kolay değil.

Üçüncü iddianame, ilk ikisindeki boşlukları dolduruyor, bir yanda darbe planlanırken, farklı grupların giriştiği darbe ortamı oluşturma hazırlıkları da bu iddianamede birbirine bağlanıyor.

İddiaların bazıları gerçekten dehşet verici. Ama en korkunç senaryo, bir Sünni-Alevi çatışmasına ilişkin hazırlık. Bunu sağlamak için öyle çok silah da gerekmiyor, iki bomba yetiyor. Önce Alevi cemaatinin önemli bir ismi otomobilinde havaya uçurulacak, Aleviler öfke içinde durumu anlamaya çalışırken, Sünniler için önemli bir mekâna, bir camiye bomba konulup, bunu Alevilerin misilleme için yaptıkları söylentisi yayılacakmış. Sonra parmaklarını kımıldatmadan olanları izleyecekler.

Kürt sorununu çözmek için kıvranan, terör belasını savuşturmaya çalışan Türk toplumunun başına bu kez de Sünni-Alevi savaşı gibi vahim bir bela daha sarılacak. Böyle bir ortamda PKK’nın silah bırakması da söz konusu olmayacak, Kürtler de bir şekilde çatışmaların içine çekilecek.

***


Bu, gerçek bir cehennem senaryosudur, gerçekleşmesi halinde ülkenin her yanı çatışma alanı olacak, ekonomi duracak, bir kez daha “iç savaş” ortamına girilecektir.

Bir kez daha demek gerekiyor, çünkü ülkemiz 12 Eylül 1980 askeri müdahalesine benzer bir senaryo uygulanarak getirildi. Kahramanmaraş, Sivas, Malatya ve Çorum’da Sünnilerle Aleviler çatıştı, çatıştırıldı. 90’ların ortasında Gazi Mahallesi olaylarında da benzer bir planın uygulandığına ilişkin birçok ipucu bulunuyor.

Böyle bir iç savaş ortamına girilince, siyasi iktidar hangisi olursa olsun, olayları durdurmada başarısız olacak, bu arada planı uygulayanların “vatan haini” olarak gördüğü bazı kişiler de tek tek “halledilecek.” Oluk oluk kan akarken Silahlı Kuvvetler “mecburen” müdahale edecektir. Ve aynı şeyler bir daha yaşanacak, bütün demokratik haklar askıya alınacak, Türkiye’nin Batı ile ilişkiler tekrar en kötü düzeye inecek, ekonomi çok büyük yaralar alacaktır.

Üçüncü Ergenekon iddianamesi esas olarak bunu anlatıyor.

***


Türkiye’yi geri ve demokrasiden uzak bir üçüncü dünya ülkesi olarak tutma senaryosunu yazmaya kalkışanların kendilerini “vatansever”, kendileri gibi düşünmeyen herkesi “vatan haini” olarak görmeleri bu olayın en korkunç yanlarından biridir.

Alevilerle Sünnilerin, Kürtlerle Türklerin, solcularla sağcıların birbirlerini öldürdükleri bir iç savaş ortamını hangi “yüce dava” haklı gösterebilir?

Ancak; iddianamede adı geçenlerden bir bölümünün bilerek böyle bir planın parçası olabileceklerine inanmak da çok güç; cumhuriyet mitinglerinde bayrak ve Atatürk resmi sallayanlar gibi...

Prof. Yalçın Küçük’ün Türkiye’de Sabetaycıların durumuyla ilgili kitaplarını “örgütün isteğiyle” yazdığı iddiasına da inanmak çok güç, çünkü Yalçın Küçük kimsenin talimatıyla tek kelime yazacak bir kişi değildir.

DİĞER YENİ YAZILAR