Yeni TCK Meclis'ten geçerken yapılan iki oyundan biri çevre katillerine süre tanınması, ikincisi de gizli bir imar affı çıkarılmasıdır.
Adalet Bakanı, çevre katillerine süre tanınmasını açıklarken yürürlükteki mevzuatta çevrenin korunmasına ilişkin maddeler bulunduğunu söyledi. Eğer bu maddeler ve uygulanmayan para cezaları sistemi çevrenin korunmasına yeterli idiyse neden Adalet Bakanlığı'nın hazırladığı TCK'ya çevrenin korunmasıyla ilgili evrensel ilkeleri belirleyen maddeler konuldu.
* Neden konuldu ve neden bunların uygulanması iki yıl ertelendi?
Bakan bu sorulara henüz cevap vermiş değildir.
Aynı şekilde, son anda çıkarılan gizli imar affını açıklamak da mümkün değildir.
Tıpkı çevrenin korunması gibi, konut sorunun çözülme şekli de o ülkenin gelişmişlikte hangi düzeyde bulunduğunun temel göstergelerindendir.
Gecekondu meselesi ve buna bağlı imar sorunları hakkında tahliller yapılırken, "yoksulların zorunlu icraatı" ile "zenginlerin rant sağlaması" gibisinden bir ayırıma gitmek bizi çözüme götürmez.
* Kurallar konulur, siyasi irade bu kurallara uyulmasının takipçisi olur ve mesele çözülme yoluna girer.
Ağır bir örnek, İstanbul Alibeyköy'de dere yatağına konut yapanlarla ilgilidir. VATAN'ın dünkü haberinde bir kadın adıyla sanıyla konuşuyor ve şöyle diyordu: "Bizim 12 dairemiz, 7 dükkânımız var. Toplam 400 milyar lira teklif edildi. 1 trilyondan fazla eder."
* Tek tek kişilerin durumlarını belirleyip bazılarına hoşgörülü davranmak, kuralları bazılarına uygulamak sadece keyfi yönetimlerde geçerli olabilir.
Göz göre göre...
Türkiye'de kamu arazileri inanılmaz boyutlarda yağmalanmış, işgal edilmiş, özel mülkiyet hakları çiğnenmiştir. Bunun adı kaostur, anarşidir.
Türkiye'deki en büyük vurgun alanının arazi yağmaları olduğu gerçeği gözden uzak tutulduğu sürece bu sorunun çözümü de mümkün olamaz.
Türkiye'de son 40 yıldır sürekli olarak iç göçler yaşandı. Solcu ya da sağcı bütün hükümetler, kendilerine göre gerekçeler bularak bu iç göçlerin sonuçlarını kabullenmiş, destek olmakta sakınca görmemiştir.
* AKP'nin büyük şehirlerdeki oy depoları da bunlardır. Bir iktidar partisinin oyunu aldığı kitleyi rahatsız edecek uygulamada bulunması henüz Türkiye'de görülmüş bir olay değildir.
Ancak artık "deniz bitmiştir". Ya bu imar ve konut kaosu önlenemez bir kangrene dönüşecek ve birçok üçüncü dünya ülkesinde olduğu gibi ipin ucu tümüyle bırakılacaktır. Ya da doğru kurallar konulacak ve bunlara herkes tarafından uyulacak, böylece hastalığın ilerlemesi durdurulacaktır.
AKP hükümeti de denizin bittiğini görmüştür ve bizzat Başbakan bu meselede gerekenlerin yapılması için açık talimat vermiştir.
Ancak yine de AKP, tabanına hoş görünmek uğruna son bir oyun oynamaktan kendini alamamıştır.
Cumhurbaşkanı herhalde bu iki meseleye, çevre katillerine süre verilmesine ve gizli imar affı çıkarılmasına müdahale edecektir.
En büyük vurgun
Yeni TCK Meclis'ten geçerken yapılan iki oyundan biri çevre katillerine süre tanınması, ikincisi de gizli bir imar affı çıkarılmasıdır
Haberin Devamı

