Türkiye de son yılların en fazla konuşulan şikâyet konularından biri, devletin vatandaşına hizmet veremez bir hantallığa ulaşmış olmasıdır.
Vatandaş bu hantallığın bir tarafını görür, devlet kademelerindekiler başka taraflarını görür.
Ancak, hantallıktan kurtulmak için yapılması gereken işin boyutları, hastalığı teşhis etmiş olan birçok yöneticinin de gözünü korkutmuş, onları isteseler de "bir şeyler yapmak" tan vazgeçirmiştir.
Devletin uzun zaman önce yakalanmış olduğu ve herhangi bir ameliyat yapılmadığı için sürekli ilerleyen hastalığı, birçok alanda adım atılmasını engeller hale gelmiştir.
Ankara şiştikçe şişmiştir. Bakanlıklar kurulur kaldırılır; hepsi "taşra teşkilatları" kurar, "kadrolar" alınır, bu kadrolara eş dost ve partililer doldurulur. Bunlardan doğru dürüst bir iş üretmeleri de beklenmediği için düşük maaşlar verilir. vs.
Hikâyeyi herkes bilmektedir.
Bu düzen yıllardır böyle gitmektedir. Ama artık gidemez olmuştur, çünkü devletimiz dünyanın en borçlu devleti olmuştur, kredi bulamaz hale gelmiştir. Yani deniz bitmiştir.
Bir an önce...
Gerçek bir kamu yönetimi reformu için Cumhurbaşkanı Demirel bir hamle yapmış, sonra durmuştur. Yine Mesut Yılmaz, başbakanlığı döneminde bu konunun üzerine gitmek için birkaç adım atmış, sonra vazgeçmiştir.
Hükümet, kamu yönetimi reform tasarısını daha önce gündeme getirmek istedi. Ancak güçlü bir karşı hareket başladı.
Son tasarıda ise bir öncekine göre önemli bir geri adım atılmış ve "eğitim", bugün olduğu gibi tümüyle merkezi yönetimin sorumluluğu altında kalmıştır.
Kamu yönetimi reform tasarısının amacı hantal yapının giderilmesi, yerel yönetimlere sorumluluk verilmesi ve ülke düzeyinde "sivil" katılımın sağlanmasıdır.
Bu reforma karşı çıkanlar, büyük ölçüde AKP hükümetinin "niyetlerinden" kuşkulanmaktadır. Bu reformun amacına ulaşması, kuşkuların giderilmesi ve gerçek bir sivil katılımla sağlanır.
Demokrasi, eski anlamıyla halkın birkaç yılda bir sandığa gidip ana tercihlerini yapması olarak görülüyordu. Uzun zamandır, demokrasinin içeriği de "katılım" ve "yerinden yönetim" kavramlarıyla zenginleşmiş bulunmaktadır.
Kamu yönetimi reformu, kimleri korkutursa korkutsun, hızla benimsenmesi ve hayata geçirilmesi gereken çok önemli bir reformdur.
En büyük reform
Türkiye de son yılların en fazla konuşulan şikâyet konularından biri, devletin vatandaşına hizmet veremez bir hantallığa ulaşmış olmasıdır
Haberin Devamı

