Son olarak karşımıza bir de Kürtçe billboard meselesi çıktı. Bundan önceki mesele çocuklara Kürtçe isim verilmesinin reddedilmesiydi. İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Haftası dolayısıyla Van'da, üzerinde Kürtçe ve Türkçe yazı bulunan afişler asınca bu olayın üzerine de en "şiddetli" şekilde gidildi. Polis, mahkeme vs. Ama ortada nasıl bir suç olduğu belli değil. Çünkü yasalara göre "Kürtçe afiş" diye bir suç yok. Buna karşılık yasalar "Türkçe dışında dillerin" kullanılabilmesini güvence altına almış durumda.
Türk alfabesinde bulunmayan harflerin kullanılması da, isimler için bulunan engele gerekçe. Bu gerekçe doğruysa, yabancılarla evlilik yapan ve eşlerinin soyadlarını taşıyan Türk kadınların yeni soyadları da aynı açıdan denetlenebilir ve nüfus idareleri bu soyadlarını da reddedebilir.
Kimi kandırıyoruz?
Bu son örnekler de gösteriyor ki, öncelikle devlet kurumlarında zihniyet değişimi sağlanmadan gerçek bir değişim yapmak mümkün değil. Bünye, demokrasinin bütün ilkelerini içine sindirmiş değildir. Demokratikleşme adımlarının sindirilebilmesi için de önce zihniyetlerin değişmesi şarttır.
Kuşkusuz, son yarım yüzyılı yarım bir demokratik sistemde yaşamış olan, kısıntılara ve eksiklere kendini alıştırmış olan bir yapının tam demokrasiye geçişi kolay değildir.
Zihniyetler "yarım"lara alışmıştır, "durumu idare etmeye" alışmıştır, "bize bu kadar yeter" demeye alışmıştır; iyi şeylerle karşılaştığı zaman da "bizde olmaz, bize uymaz" diyerek kıvırtmaya alışmıştır.
Yapının bir bölümü, bütün bu yasal değişikliklerin aslında Türkiye'nin daha ileri bir toplum olması, vatandaşlarının en ileri haklara sahip olması için yapıldığına ilişkin bir bilince sahip değildir. Tam tersine, "Avrupa istediği için yapıyoruz" havasında devam etmekte ve Avrupa'nın "kandırılması" gibi "cinliklerle" uğraşmaktadır.
Son çırpınışlar...
Kürtçe kursunu "kapısı beş santimetre küçük" gerekçesiyle kapatan zihniyet, Kürtçe afişi, Kürtçe isimleri, Kürtçe televizyon yayınını "büyük tehlike" zannetmeye devam etmektedir.
"Yarım yamalakçı" zihniyet Türkiye'ye çok zaman kaybettirdi, gerçek olmayan korkularla uğraştırdı, şimdi de son çırpınmalar içinde direnmeye çalışıyor.
Bu zihniyet halen Ankara'da, siyasette, bürokraside varlığını sürdürmektedir.
Türkiye'nin en büyük sorunu, Türkiye'nin önündeki en büyük engel, bu eskimiş zihniyettir.
En büyük engel
Son olarak karşımıza bir de Kürtçe billboard meselesi çıktı. Bundan önceki mesele çocuklara Kürtçe isim verilmesinin reddedilmesiydi
Haberin Devamı

