Emperyal hevesler

Orta Doğu savaşı Türkiye'de bir kısım çevrelerde yine "emperyal hevesler" uyandırdı

Haberin Devamı

Orta Doğu savaşı Türkiye'de bir kısım çevrelerde yine "emperyal hevesler" uyandırdı. Bu hevesler ilk kez ciddi olarak birinci Körfez Savaşı sırasında ortaya çıkmış ve Turgut Özal'ın ağzından "bir koyup beş alacağız" şeklinde ifade edilmişti.

Birinci Körfez Savaşı sonrasında ise "beş almak" söz konusu olmadığı gibi Türkiye'nin maddi zararlarının karşılanması bir yana Güneydoğu'daki "Çekiç Güç" uygulaması birçok kuşkulu faaliyete yol açmıştı.

***

Bugün üzerinde kıyasıya bir savaşın sürdüğü topraklar eski Osmanlı İmparatorluğu topraklarıdır. Ancak bu topraklar, petrol savaşının temel unsuru olarak yüzyıldır büyük güçlerin egemenlik mücadelesi alanlarından biri olmuştur.

Türkiye'nin bölgede bir tür "şemsiye diplomasisi" yürüterek savaşan taraflar üzerinde etki kurması ve siyasi etkinliğini artırması bir süredir AKP hükümetinin "hayalleri" içinde yer alıyor.

Başbakan Erdoğan'ın kendisini bir tür "İslam dünyasının lideri" gibi görme gibi hayallere sahip olduğu da çeşitli vesilelerle ortaya çıkıyor.

Son olarak İslam Konferansı Örgütü toplantısına Türkiye'den Başbakan Erdoğan, İran'dan da Başkan Ahmedinecad'ın katılmasının, diğer bütün Müslüman ülkelerin çok daha alt düzeylerde temsil edilmesinin bir anlamı vardır.

* Erdoğan'ın bu duruma öfkeli tepki göstermek yerine, neden böyle olduğunu çok iyi tahlil etmesi gerekir. Bu tahlili yapabilecek olanlar da kısıtlı deneyim sahibi "dış politika danışmanları" değildir.

Türkiye'de "emperyal hevesler"ini açığa vuranların ve bu yönde kamuoyu oluşturma çabası içinde olanların gösterdikleri önemli bir kanıt bulunmadığı gibi, getirdikleri bakış açısı aslında şu andaki Amerikan politikasıyla paraleldir.

***

"Yeni Orta Doğu" projesinin hayata geçebilmesi için bölgedeki yangına çok daha fazla aktörün katılması gerekir. Amerikan politikası da bu aktörlerin başına uzun süre önce Türkiye'yi yerleştirmiştir.

Türk Silahlı Kuvvetleri, bölgedeki en büyük askeri güçtür. Buna dayanarak "emperyal hevesler" öne sürenlerin karşısına da en başta askeri yetkililerin çıkacağı kesindir.

Türkiye'nin bu büyük bölgeye "ağabey" olma şartlarının çok uzağında olduğunu, olayları kıyısından izleyenler bile görebilir.

"Emperyal heves" sahiplerinin gösterdikleri hatta ise büyük bir macera bulunuyor. Türkiye'nin cumhuriyet diplomasisi geleneğinde böyle heveslere temel olabilecek hiçbir unsur yoktur. Ve bu gelenek sadece "yangından uzak durma" yolunu göstermektedir.

DİĞER YENİ YAZILAR