El-kol, üç nokta

Meclis'teki son ağız kavgasından akılda kalacak olan, kuşkusuz "el kol yapma" sahnesidir

Haberin Devamı

Meclis'teki son ağız kavgasından akılda kalacak olan, kuşkusuz "el kol yapma" sahnesidir.

Başbakan kürsüde konuşurken Deniz Baykal oturduğu yerde "geç bunları geç" anlamına gelebilecek bir el hareketi yapıyor. Bunun üzerine Tayyip Erdoğan kürsüden "el kol yapma" diye bağırıyor.

Delikanlı adayı gençlerin argolarında bu "el kol yapmak", "hareket çekmek" gibi deyimler vardır. Bunlar sokak kavgalarının peşrevi niteliğindedir.

Ve bu üslup Meclis genel kurul salonunda, Başbakan ile ana muhalefet partisi başkanı arasındaki tartışma üslubu olarak ortaya çıktı.

Bu yakışıksız üslup orada da kesilmedi, bir de "üç nokta" atışmasıyla devam etti. Bu üslubun, bu tartışma tarzının halktan sadece tepki göreceğini düşünemeyen Baykal dün de "üç nokta" edebiyatıyla laf oturtma yarışına devam etti.

Siyasetin düzeyini düşüren bu üslup, herkesin unutmak istediği en geri düzeydeki alışkanlıklardan biridir.

Demokrasinin ve siyasetin emekleme dönemi yıllarında başka iletişim imkânı olmadığı için köy ve kasabaları adım adım dolaşan siyasiler, siyasi mahareti "laf oturtma"da arar faaliyetlerini "laf oturtma"ya dayandırırlardı. Aralarında en başarılı olarak görülen de Osman Bölükbaşı olurdu.

Anket yapılsa üzülürlerdi
Bölükbaşı'nın heyecanlı polemikleri, köy ve kasabaları eğlendiren esprileriyle en büyük kalabalıkları toplardı. En çok alkışlanan Bölükbaşı olurdu. Ama bu toplantıları dolduranlar da asla Bölükbaşı'nın partisine oy vermezlerdi.

Bugünkü iletişim imkânları artık köy, kasaba dolaşmayı gerektirmiyor. Televizyon ekranları ve günlük gazetelerle her şey, ülkenin en uç köşesine bile ulaşıyor.

Artık köy ve kasaba kahvelerinde, meydanlarında toplanmış üç beş yüz kişi değil, aynı anda milyonlarca kişi her sözü duyuyor, her hareketi görüyor.

Batı'da siyasi tartışmaların ardından da kamuoyu araştırmaları yapılır ve halkın hangi siyasiye ne tepki verdiği ölçülür.

* Eğer bizdeki son Meclis görüntülerinin ardından böyle bir araştırma yapılmış olsaydı, herhalde ortaya çıkan görüntüden Tayyip Erdoğan da pek memnun olmazdı; Deniz Baykal ise hiç memnun olmazdı.

Hayatımızın tüm alanlarında, eğitimde, sağlıkta, sokakta, sanatta daha kaliteli olana doğru yürüme çabaları güç bela sürerken siyasette kaliteyi düşürmeye siyasilerin hiçbir hakkı yoktur.

DİĞER YENİ YAZILAR