"Ek protokol" davası

Türkiye, daha önce Avrupa Birliği ile "gümrük birliği" anlaşması yaptı. Bu anlaşmanın o dönemdeki bütün AB üyelerini kapsadığını bir protokolle kabul etti

Haberin Devamı

Türkiye, daha önce Avrupa Birliği ile "gümrük birliği" anlaşması yaptı. Bu anlaşmanın o dönemdeki bütün AB üyelerini kapsadığını bir protokolle kabul etti.

"Ek protokol" ise bu anlaşmayı sonradan AB üyesi olmuş ülkeler için de geçerli kılmak üzere düzenlendi, anlamı bu.

Sorun da burada çıkıyor, çünkü sonradan AB üyesi olanlar arasında Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti de bulunmaktadır. Bu aşamada kimileri "ek pkotokol"ün imzalanmasıyla Türkiye'nin fiilen Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti'ni tanımış olacağını savunuyor.

Bu bir açıdan doğrudur. Çünkü bu adım, diğer AB üyelerinin Türkiye sınırları içinde yapabilecekleri ekonomik faaliyetleri aynı şekilde Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti vatandaşlarının da yapabileceği anlamına geliyor.

Kıbrıs sorununun "ortak" bir devlet içinde çözülmesini istemeyen Rum siyasiler için bu durum bir "zafer" anlamı taşıyabilir. Aynı şekilde, Türk tarafında çözüm istemeyip bugünkü durumun devamını isteyenler için de "ek protokol"ün imzalanması Kıbrıs'ın "satılması" anlamına geliyor.

Daha da kötü olur
* İstendiği kadar tersi söylensin, Kıbrıs sorunu Türkiye'nin AB üyeliği önündeki temel engellerden biridir. AB, üyelerinden birini tanımayan bir yeni üyeyi bünyesine katmaz. Nitekim Türkiye'ye müzakere tarihi verilirken "ek protokol" kaçınılmaz bir şart olarak gelmiştir.

Hükümet "ek protokolü" imzalamadığı sürece AB Komisyonu görüşmeleri başlatmayacaktır.

* Bu durumda ek protokolü imzalamamak, Türkiye'nin AB üyeliğinden vazgeçmesi anlamına gelir. Bu adımın Türkiye açısından yaratacağı "teknik" ve siyasi sıkıntıların giderilmesi de yoğun bir diplomatik çalışma gerektirmektedir.

Diğer yandan bakıldığındaysa, bu protokolün imzalanması Ankara açısından çok önemli bir irade beyanı anlamına geliyor. Avrupa'daki Türkiye karşıtlarının bu adımın atılmamasını beklediklerine kuşku yok.

* Eğer bu adım atılmazsa, Türkiye-AB ilişkileri bilinmeyen bir süre için "dondurulmuş" olacak. Bunun anlamı da AB'nin gündeminden Türkiye'nin kesin olarak çıkmasıdır.

* Avrupa'da Türkiye'yi istemeyen bütün tutucu siyasetler asıl o zaman önemli bir "zafer" kazanmış olacaktır.

Bu gelişmenin Kıbrıs meselesinde Türkiye'yi daha güçlü kılacağını sananlar da çok yanılıyor. Çünkü bu gerilimin arkası Türkiye'nin Kıbrıs'ta daha büyük baskılarla karşılaşması olacaktır.

Ankara'nın ek protokolü imzalamamasının sonuçlarının Türkiye açısından daha ağır olacağı tartışma götürmez. Böyle bir durumda Türk Hükümeti hedefini değiştirdiğini ilan etmiş olacaktır. Bundan da Türk halkının memnun olacağı çok kuşkuludur.

DİĞER YENİ YAZILAR