Ankara'nın Irak'a asker göndermeye ilişkin tavrı, savaşın başından beri dalgalanıp durdu. Türkiye'nin kayıtsız şartsız Amerikan yönetiminin yanında yer almasını isteyenler bu yönde baskı yaptı. Amerikan yönetimi de ilk planlarında, sonradan yanlış çıkacak olan ilk hesaplarında Türkiye'nin askeri varlığıyla önde rol almasını istiyordu. Türkiye'ye verilen bu askeri rolün siyasi ve ekonomik yanlarıyla ilgili her şey geçiştirildi. Amerikan yönetimi Türkiye'nin Irak'ın geleceğinde daha etkin olmasını hiçbir zaman istemedi. Sonunda eğrisi doğrusuna geldi ve Türkiye'nin Irak'a asker göndermesi, Amerikan yönetiminin de onayıyla rafa kalktı. Irak savaşı öncesinde Vietnam hatırlatması yapanlar çok tepki görmüştü. Kimilerine solcu denildi, kimilerine Amerikan aleyhtarı denildi. Türkiye'nin savaşa girmesi için bağıranlar "On bin asker yetmez, yüz bin asker gitsin" demek cesaretini bile gösterdiler. Bugün askeri uzmanlar, gerçek askeri uzmanlar Amerika'nın Irak'taki askeri durumunun Vietnam'dan çok farklı olmadığını söylüyorlar. Irak'ta Amerikalıların tek müttefiki olan Kürt aşiretleri asıl hedefleri olan bağımsızlık yolunda bir adım olarak "Kürt Federasyonu" kurma kararı almışlardır. Irak'taki durum bütün gözlemciler tarafından tam bir kaos olarak nitelenmektedir. Sadece Saddam Hüseyin'e bağlı unsurlar değil, Amerikalılara çeşitli nedenlerle tepki gösteren Sünni ve Şii unsurlar da Amerika'nın kontrolünde değildir.
Bataktan kurtuluş...
Şu anda Irak Geçici Yönetimi de dahil hiç kimse Türk askerinin gelmesini istememektedir. Hükümetin asker gönderme yetkisinin kullanılmayacağını açıklamasını sadece Kürtlerin tepkisine bağlayarak "şahin" tavırları kışkırtanlar olacaktır. Amerikan yönetimi kendi saplandığı batağın farkına yavaş yavaş varmaktadır. Amerikan basınında çıkan yazı ve yorumları izleyenler Washington'un sıkıntılarını görmektedir. Bu aşamada Türk askerinin Irak'a gelmesinin işleri daha da karıştıracağını, sorunları büyüteceğini Amerikan yönetimi de kabul etmiştir. Diğer yandan Hükümet, Meclis'ten aldığı asker gönderme yetkisini tümüyle "iptal" etmiş ya da Meclis'e geri vermiş değildir. Bu yetkiyi yine elinde tutmaktadır. Gelinen son durumu bu yetkiyi tekrar kullanma imkânı olduğu şeklinde yorumlamak yerine, "yumuşak geçiş" olarak görmek daha doğru olacaktır. Şu andaki kaotik yapı ve belirsizlik göz önüne alındığında, Irak batağına girmekten kurtulan Türkiye'nin bu bölgede zayıflamak tehlikesiyle karşı karşıya olmak bir yana, tam tersine, daha da güçleneceğini görmemiz gerekir.
Eğrisi doğrusuna geldi
Ankara'nın Irak'a asker göndermeye ilişkin tavrı, savaşın başından beri dalgalanıp durdu. Türkiye'nin kayıtsız şartsız Amerikan yönetiminin yanında yer almasını isteyenler bu yönde baskı yaptı
Haberin Devamı

