Milli Eğitim Bakanı'nın şu sözleri her şeyi özetliyor: "Biz seçim öncesi vaatlerimize uygun olarak davrandık... Madem ki imam hatip liselerine giden öğrenciler dogmalarla yetişiyor, fazla muhafazakâr yetişiyor, Hukuk, Siyasal fakültelerinin aydın hocaları alsınlar bunları değiştirsinler..."
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın "herkese" saldırmasının ardından televizyon kanallarını dolaşarak gerilimi azaltmaya çalışan Milli Eğitim Bakanı, söylediklerinin arasında "gerçekleri" de ağzından kaçırdı.
Tayyip Erdoğan da dünkü "savaş" konuşmasında demokrasiden, parlamenter demokrasiden ne anladığını oldukça veciz olarak anlatıyordu.
* Erdoğan'a göre "toplumsal mutabakat" denilen şey "vekaleti veren milletin mutabakatıdır".
Bu, şu demektir: Halk oy verdi, bizi seçti. Biz onun adına ülkeyi yönetiyoruz. Dolayısıyla yaptığımız her iş, aldığımız her karar buna uygundur.
* Milli Eğitim Bakanı'nın söylediğinin doğruluğu da burada ortaya çıkıyor. Başbakan demokrasinin nasıl bir sistem olduğunu bilmeyebilir. Çünkü kendisi bir imam hatip lisesi mezunudur. Bu sözleri, hatta dünkü bütün sözleri Başbakan'ın iyi bir siyasal ve hukuk eğitiminden geçmesi gerektiğini göstermiştir.
Hızlı kurs, iyi olur
Tayyip Erdoğan herkese saldırdı: YÖK, üniversiteler (herhalde bu girişimi destekleyen ve "muhafazakâr" grupların kontrolunda olan 2-3 üniversite hariçtir), öğretim üyeleri, gazeteler, köşe yazarları.
Başbakan yapılan işin YÖK reformu olduğunu söylüyor, Milli Eğitim Bakanı ise bunun bir reform olmadığını küçük bir düzenleme olduğunu söylüyor.
Başbakan'ın üslubu ve "delikanlı" tavırları bazı durumları kurtarmakta faydalı olmuş olabilir. Hatta bunlarla sempati bile toplamıştır.
Ama üniversite sistemini ve yüz binlerce lise öğrencisinin hayatını etkileyecek bir konuda, durumu idare etmeye ne "savaş üslûbu" ne de "delikanlı üslubu" yeterli olabilir.
Başbakan 70 bin imam hatip öğrencisine avantaj sağlamak için bu savaşa girişmiştir. Hatırlaması gereken, bunların dışında 1,5 milyon düz lise ve gerçek meslek okulu öğrencisinin var olduğudur.
Erdoğan bir süre önce "faizsiz ekonomi" olamayacağını çok yakınlarda öğrendiğini, uzun zaman bunun olabileceğine inandığını söylemişti. Bir süre sonra "üniversite meselesi neymiş, eğitim neymiş yeni anladım" derse şaşırmayalım.
* Demokratik sistemin temel mantığını, parlamenter demokrasinin ne olduğunu, egemenliğin kullanılmasının ne anlama geldiğini öğrenmesi için de hızlı kursa gitmesi yerinde olur.
Eğitim şart!
Milli Eğitim Bakanı'nın şu sözleri her şeyi özetliyor: "Biz seçim öncesi vaatlerimize uygun olarak davrandık...
Haberin Devamı

