Haberin Devamı
Uzun süredir tekrarlanan bir efsane var. Özeti şu: "Türk ekonomisi iyi durumda." Bu efsanenin bir tek dayanağı var, o da enflasyonun sonunda yüzde 10 düzeyine inmiş olması.
Bu efsaneyi destekleyen ekonomistler de bilmediğimiz çeşitli kısaltmalar ve rakamlar verip "durumun iyi olduğunu" tekrarlayıp duruyorlar.
OECD'nin Yabancı Sermaye Yatırımları raporuna bakıyoruz ve şunu görüyoruz:
Türkiye'ye 1995-2004 yılları arasında toplam 13.7 milyar dolar yabancı sermaye girişi olmuş. "Dünya artık bize güveniyor" sözünün en çok söylendiği 2004 yılında 2.6 milyar dolar yabancı sermaye gelmiş.
Rapora göre aynı yıllarda, 1995 - 2004 arasında başka ülkelere giden yabancı sermaye miktarlarına bakalım:
Slovakya: Nüfusu 5 milyon, gelen yabancı sermaye 11.8 milyar dolar.
Yunanistan: Nüfusu 10 milyon, gelen yabancı sermaye 8.9 milyar dolar.
İrlanda: Nüfusu 4 milyon, gelen yabancı sermaye 139 milyar dolar.
Polonya: Nüfusu 38 milyon, gelen yabancı sermaye 56 milyar dolar.
Macaristan: Nüfusu 10 milyon, gelen yabancı sermaye 35 milyar dolar.
Bundan çıkan sonuç basit: Yabancı sermaye henüz Türkiye'de yatırım yapmıyor.
Çalışma Bakanlığı açıklıyor:
Türkiye'de halen "genç" işsiz sayısı 1 milyon. Bunlar henüz çalışmaya başlayamamış, iş bulamamış genç insanlar ve yaklaşık 150 bini üniversite mezunu.
İşsiz sayısında hiçbir azalma olmuyor; tam tersine, gençlerin gelişiyle özellikle nitelikli işsizlerin sayısı artmaya devam ediyor.
Devletin resmi rakamlarına bakıyoruz:
Türkiye'nin dış borcu azalmak yerine artmaya devam ediyor ve Aralık 2004 itibariyle toplam 160 milyar dolan aşmış durumda.
Önümüzdeki üç yıl içinde artmaya da devam edeceği belirtiliyor.
IMF raporlarına bakıyoruz:
Bu kuruluşa borçlu ülkeler arasında birinci sıradayız. Borç miktarı 12.4 milyar dolar. İkinci sırada bulunan ve borçlarını ödemeyeceğini ilan etmiş olan Arjantin'in borcu ise 8 milyar dolar.
Güngör Uras'ın önceki gün Milliyet'te yayınlanan yazısına bakıyoruz:
TMSF batık bankalara 28 milyar dolar aktarmıştı. Yapılan tahsilat bu rakamın içinde tam anlamıyla "devede kulak tır. 28 milyar dolar koyabilmek için aldığı borcun faizini ödüyor ve yılda 10 milyar dolar zarara giriyor.
Bu ve benzeri zararlar nasıl karşılanıyor. Tabii ki devletin içerden ve dışardan borç almasıyla. Burada da Ankara'nın mutluluğunun ve "işler iyiye gidiyor" diye sevinmesinin nedeni borçlanma karşılığı ödenen faizlerin düşmesi.
Yukardaki sayılara bakıldığında birilerinin gerçekten "ekonomide işlerin neden iyi gittiğini" açıklaması gerekiyor. Şunu da unutmayalım: Türkiye enflasyonu IMF ve Dünya Bankası'nın baskılarıyla indirmeyi başardı.
Efsanelere kolay inanan bir toplumda yaşıyoruz ama bunun da bir sınırı var.

