Ecevit ve Evren

Haberin Devamı

Bülent Ecevit, ölüm yıldönümünde, uzun siyasi hayatına uygun bir şekilde farklı gruplar halinde anıldı. Bir yanda son kurduğu siyasi parti olan DSP’nin halihazırdaki yöneticilerince anıldı, bir yanda da Rahşan Ecevit ve onunla birlikte yeni bir parti peşinde olanlarca.

Önemli kişilerin ölüm yıldönümleri, insanlığa yaptığı katkıları, ülkelerine kazandırdıklarını hatırlama vesilesi olur.

Ecevit, İsmet İnönü’nün CHP’nin “ortanın solunda” olduğunu ilan ettiği 1965’ten itibaren öne çıktı, İnönü’yü devirip CHP Genel Başkanı oldu.

“Ortanın Solu” adıyla o yıllarda yayınladığı bir kitapta kendi “sol” anlayışını anlattı, toplumda beliren sol duyarlılığı geliştirdi, ortanın sağındaki Demirel ile kıran kırana savaştı.

***


1974 seçiminde iktidar olmak için, Necmettin Erbakan’ın oldukça küçük partisi ile koalisyon kurdu. Siyasi İslam böylece ilk kez devletin içine girdi. Ve sonra da çıkmadı.

Ecevit’ten sonra Demirel de “milliyetçi cephe hükümetleri” ile devletin paylaşılması faaliyetlerine destek oldu.

Ecevit, 12 Eylül’den sonra tümüyle kendisine “ait” siyasi partilerle çalıştı. Demokratik Sol Parti, Ecevit’ler dışında bütün yöneticileri sürekli değişen bir parti oldu, bu partide genel sekreter değişimi rekoru kırıldı.

Kıbrıs savaşından sonra ilk kez canlı mevlit yayınıyla din, devlet televizyonuna Ecevit eliyle girdi.

***


Türkiye en büyük ekonomik krizi de Ecevit’in başbakanlığı sırasında, 2000-2001’de yaşadı.

Ecevit’in 40 yılı aşkın siyasi hayatından bugün iki olay “hayırla” hatırlanıyor. Birincisi 1974’te Kıbrıs’a yapılan askeri müdahaledir. Diğeri de 1999 yılında, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın sıkıştırılması ve sonunda Türkiye’ye teslim edilmesinin sağlanması.

***


Ecevit anıldığı sırada Malatya’dan bir haber geldi, şehrin seçilmiş yöneticileri bir okulun Kenan Evren olan adını değiştirme kararı almışlardı.

Ecevit’in anılmasıyla Evren’in adının okuldan çıkarılması bir araya gelince Türkiye’nin kaybolan yıllarının diğer isimlerini de hatırlamamak mümkün değil. Demirel’i ve Erbakan’ı, tabii ki Türkeş’i, Çiller’i, Yılmaz’ı da.

Biri darbeyle, altısı seçimle gelmiş bu yedi kişinin yönetimleri altında geçen yıllarda yaşananları hep hatırlamak gerekiyor.

DİĞER YENİ YAZILAR