Ecevit in ardından

Rahşan-Bülent Ecevit'in siyaseti zar zor da olsa bırakmalarının ardından duygusal tepkiler dalga dalga yayılıyor

Haberin Devamı

Rahşan-Bülent Ecevit'in siyaseti zar zor da olsa bırakmalarının ardından duygusal tepkiler dalga dalga yayılıyor. Yazılar, diziler vs. hep bu sempatik çiftin yarım yüzyıllık siyaset yaşamının ardından bıraktıkları izlerin en olumlu görülenlerini öne çıkanyor.

Yarım yüzyıl, sayıyla 50 yıl gerçekten dile kolay. Şiire meraklı, dünyaya hümanist duygularla bakmaya çalışan bir genç çift elli yıl önce elele siyasete giriyor, elli yıl kalıyor. Bu elli yılın içinde başbakanlık, bakanlık, parti içi mücadeleler, yani siyasetin içinde ne varsa hepsi var.

Ecevitler'in insani açıdan bakıldığı zaman sevilmeyecek, sempati duyulmayacak hiçbir yanları yok. Hiçbir zaman dünya "zevkleri"nin peşinde kendilerini kaybetmemişler.

Bütün ömürlerini el ele, diz dize sürekli dayanışma halinde geçirmişler, partide birlikte çalışmışlar, evde birlikte çalışmışlar. Bu sayede de hiçbir zaman bir "üçüncü kişi'ye ihtiyaçlan olmamış.

Birbirlerine yettikleri için başka dostluklara ihtiyaçları olmamış. Bu elli yıllık siyaset hayatı içinde en uzun "yol arkadaşlarının" siyasi ömrü beş yılı geçmiyor. Bunun bir tek istinası var, o da Hüsamettin Özkan'dı.

Siyasi ilişkileri olmayan ama uzun dostluktan olan bir diğer kişi de görülmüyor. Bu da birbirlerine yettiklerinin başka bir kanıtı.

1960'ların başında Ecevit, İsmet İnönü'nün çok yakınındaydı. Paşanın gelecek vaat ettiğine inandığı gençlerden biri olarak birkaç yıl uslu uslu durdu.

Sonra kendi hizbini, siyasi hareketini yarattı.

Yaklaşık kırk yıla yaklaşan bu süre içinde de "sürekli" birlikte olunan herhangi bir siyasetçi ortaya çıkmadı. Geldiler gittiler, geldiler gittiler.

DSP'nin on beş yılında, herhalde yirminin üzerinde kişi genel sekreter olmuş ama yerini uzun süre koruyamamıştır.

Ecevit, cumhuriyetçi laik CHP'ye "sol aşı" yapılmasını sağlayan hareketi yaratan kişidir. Aynı Ecevit "toplumsal uzlaşma" diyerek Erbakan'ı iktidar ortağı yapmıştır.

Ecevit Kıbrıs Barış Harekatı'nı gerçekleştirmiş, ancak Kıbrıs sorununun Türkiye ve Türk halkı aleyhine gelişmesini önleyecek herhangi bir başarı sağlayamamıştır.

1980 öncesinde Türkiye bir iç savaşa giderken küçük hesapçı politik manevralara gömülmüş, Demirel ile onun alanında mücadele etmeyi tek siyaset alanı olarak görmüştür. 1980 darbesinin davetçileri arasında Ecevit'in olmadığını söyleyenler ancak o günleri bilmeyenler, hatırlamayanlardır.

1980 darbesi sonrasında hapse giren, ama hiçbir şekilde inancını ve azmini kaybetmeyen Ecevit, Türkiye'de sosyal demokrat hareketin bütünleşmesini en başta engelleyen isim olmuştur. Baykal da başkaları da onu taklit etmektedir.

Türkiye'nin en ağır ekonomik ve siyasi krizleri Ecevit'in başbakanlığı döneminde yaşanmıştır. 1978-1979'da olanların benzeri yine Ecevit başbakanken 2000-2001'de de yaşanmıştır.

1973'te MSP'yi iktidara taşıyan Ecevit, 1999'da da MHP'yi iktidara taşımıştır.

Son seçim öncesinde "Beni bir kez daha başbakan yapın" sözleriyle oy istemiştir.

Ekonomiyi anlamadığı gibi Avrupa olayını da hiç anlamamıştır.

Ecevit, 1978'de başbakan olmak için "motelde milletvekili transferi" yaptığı zaman onu var eden bütün ilkeleri zaten hayatından çıkartmıştı.

Ecevitler'in gerçek emekliliği o gün, yani 27 yıl önce olmuştur.

DİĞER YENİ YAZILAR