Siyasette de, başka hemen bütün iş alanlarında olduğu gibi "bırakmasını bilmek" ya da "bilmemek" ikilemi vardır. Kendi yerini alabilecek yetenek ve kapasitede insanların varlığı bazen bırakmayı kolaylaştırır bazen de zorlaştırır. Bırakmak durumunda olan, bırakma kararı vermesi beklenen kişi bazen alttan gelenlere güvenemez. Kendi "eski günlerini" hatırlamaz. Bazen de alttan gelenleri kıskanır. Bülent Ecevit'in aktif siyaseti bırakmasının zamanı gelmiş de geçmiştir. Ecevit 1960'lı yıllarda genç bir siyasetçi olarak İsmet İnönü'nün yakınında bulunarak yükselmiş, Cumhuriyet Halk Partisi'nin "yenilenmesi" gerektiği düşüncesiyle yola çıkarak yerini yenilenme fikrine ve yeni kadrolara bırakamayan İsmet İnönü'yü yenmeyi başarmıştır.
"İkinci adam"ların kaderi
Ecevit "gidememektedir" çünkü örneği, yerini bir türlü kendisine bırakıp gitmeyen İsmet İnönü'dür. İnönü CHP'nin yenilenmesi gerektiği fikrine uyamamış, bu fikrin sahiplerine güvenememiş ve kurucusu olduğu partiden ayrılmıştır. Bülent Ecevit de kimselere güvenememiştir. Ecevit'in, sadece 1980 öncesinde değil, 1980'den sonra DSP'yi kurduğu ilk günden bu yana onlarca siyasetçi "ikinci adamlığa" getirilmiş ve kısa sürede "gönderilmiş"tir. En uzun süre dayanan, en sonuncu ikinci adam Hüsamettin Özkan'dır. Ecevit tam 30 yıl önce Cumhuriyet Halk Partisi'nin "lideri" olmuştur. İnönü ve ona yakın kadroların CHP'den ayrılmasına rağmen parti güç kaybetmemiş, tam tersine dağ taş "Umudumuz Karaoğlan" sloganıyla inlemiştir. Sonra da Ecevit'in, Ecevitierin yanına biri gelmiş öbürü gitmiş; bir başkası gelmiş, o da gitmiş, yenisi gelmiştir. Ecevitler hiçbir zaman güvenli bir kadro kurmamış, tam tersine sürekli olarak deneyimsiz kadrolarla çalışmayı tercih etmiştir.
Olsa olsa komedi olur...
1990'lı yıllarda Ecevit'in yıldızının tekrar parlamasının nedeni "dürüst lider" imajı olmuştur. 1980'lerin sonunda ANAP'tan yayılmaya başlayan kötü kokuların ardından sürekli olarak yolsuzluk, hırsızlık iddiaları bütün ülkeyi sarınca "namus" ve "dürüst siyasetçi" arayışı başlamıştır. Bu niteliklerin zaten var olması gereken nitelikler olduğu unutulmuştur. Siyaset sahnesinde yer alanların büyük çoğunluğu arkalarından sayısız kuşku ve şaibeyi sürüklerken Ecevit'in yıldızı da tekrar onu Başbakanlık koltuğuna taşımıştır. Bu dönemin Bülent Ecevit açısından "başarılı bir iktidar dönemi" olduğunu söylemek güçtür. Siyasal sistem çökerken son nefesini fazla karışık olmayan bir şekilde, dürüstlük özleminin elinde vermiştir. Bu da Ecevit'in siyaset sahnesindeki finali olmuştur. Final olmuştur, oyun bitmiştir. Bambaşka, yepyeni bir oyun başlamaktadır. Ama Bülent Ecevit halen sahneden ayrılma konusunda kesin kararını vermediğini söylemektedir. Bunun adı da artık trajedi olamaz, olsa olsa komedi olur.
Ecevit devam edecekmiş
Siyasette de, başka hemen bütün iş alanlarında olduğu gibi "bırakmasını bilmek" ya da "bilmemek" ikilemi vardır
Haberin Devamı

