Durmanın açıklaması olmalı

Haberin Devamı

Avrupa Birliği’nin Türkiye raporlarını yan yana koyunca iyimser olmak mümkün. AKP hükümeti de bu iyimserliği taşıyor, söylüyor.

Son raporda da hem içerde hem uluslararası ilişkilerde kaydedilen ilerlemelere geniş şekilde yer verilmiş. Bunların içinde Ergenekon davası bağlamında eski “kara sayfaların” hesabının sorulması da var.

“Kara sayfalar” deyimi, Fransızlara “Türkiye’ye Kapı Açılsın” diye seslenen üç siyasetçi, iki bilim adamının imzaladığı Le Monde gazetesinde yer alan metinde de geçiyor.

***


“Kara sayfalarla yüzleşme” konusunda Türk halkının çok ciddi gelişmeler sağladığını Avrupa Birliği Komisyonu’nun raporu da tespit ediyor.

Sıkıntı, sorunların bir yanına ağırlık verirken diğer alanların unutulmaya terk edilmiş olmasından kaynaklanıyor.

“Demokratik açılım” adıyla Kürt açılımının başlamış olması önemli bir gelişmedir, ama başta TCK 301’inci maddesi olmak üzere, hâlâ “düşünce suçu” şeklindeki bir “suç” türüyle yaşamamıza yol açan kanun maddelerine kimse el sürmüyor.

Bir yönetim, eğer içten ve kararlı bir şekilde “demokratik açılım”ı başlatıyorsa, o açılımda bir bütünlük ve toplumun tümüne yayılan bir gelişme mantığı beklemek doğaldır.

***


Avrupa Birliği Komisyonu, Doğan grubuna yönelik “ekonomik saldırı”yı da düşünce ve basın özgürlüğü açısından görüyor ve karşı çıkıyor. Düşünce ve basın özgürlüğünün korunması ve geliştirilmesi açısından bakıldığında AKP’nin “demokratik açılım”la topladığı övgü ve destekler, bağımsız medyaya saldırıyla erimiş oluyor.

Kuşkusuz; demokratik ruhun yerleştiği ülkelerden bakıldığında bu çelişkileri anlamak kolay değildir. Avrupalılar da tam anlayabilme durumuna gelemedi.

Ama Le Monde gazetesinde yayınlanan metnin sahipleri olan eski başbakan Michel Rocard, eski bakanlar Jacques Delors ve Luc Ferry, dünyaca önemli sosyologlar Edgar Morin ve Alain Touraine, Türkiye’nin yaşadığı güçlükleri bilerek, toplumda ortaya çıkan ve giderek güçlenen “demokratik irade”nin desteklenmesini Avrupa’ya öneriyorlar.

***


Demokratik ve laik bir Türkiye Cumhuriyeti’nin Batı dünyası açısından taşıdığı önem daha fazla konuşulur olmaya başladı. Bu da koşulların daha elverişli anlama gelmesi, örneğin Almanya’da Merkel’in bile zorlanmasıyla Türkiye’nin reformları hızlandırmasının yaratacağı etkilerin artması anlamına geliyor.

O zaman AKP hükümetinin “durmasının” da bir açıklaması olmalıdır. “Durma”nın yerini, başta siyasi partiler ve seçim yasalarında yapılacak değişiklik ve demokratik reformlar alırsa, “demokratik açılım”ın bugün tartışılan “Kürt sorunu” bölümü de daha fazla şeyler ifade edecektir.

DİĞER YENİ YAZILAR