Başbakan Erdoğan Avrupa Birliği zirvesine gitmedi, onun yerine Ürdün'e ekonomik bir toplantıya gitti. AB zirvesinde, birliğin kendi içindeki sorunlar dolayısıyla yaşanan kriz durumu gündemdeydi ve böyle bir gerginlik içinde tahmin edilen oldu: "Bırakın şimdi Türkiye'yi!"
Erdoğan'ın Ürdün toplantısında yaptığı konuşma, bundan önceki bazı beyanlarıyla bir arada okunduğunda bir "vizyon" tereddüdünü görmek mümkün.
Türkiye'nin büyük İslam dünyası içindeki özel konumu ve bir açıdan "model" olması, Avrupa Birliği yolunda yaşanan güçlükler dolayısıyla İslam dünyasında bir liderlik "vehminin" ortaya çıktığı söylenebilir.
"Vehim" kelimesinin yeni Türkçesi "sanı"dır. Yani "sanmak." Bir bakıma gerçeği değil, görmek istediğini görmek...
* Türkiye'nin Ortadoğu'daki siyasi ağırlığında bugüne kadar asıl pay Batı ile ilişkileri olmuştur. Bu, bazen olumsuz bazen de olumlu yönde bir etki yaratmış, ama her zaman bir ağırlığı olmuştur.
* "Uygarlıklar çatışması"nın eşiğinde ve hassas dengeler üzerine kurulu bir uluslararası yapıda kendine 'bir kısım dünyanın' liderliğini vehmetmek büyük yanlışların temeli olur.
Türkiye, nüfusunun hemen tümü Müslüman olan ülkeler arasındaki tek laik ve demokratik ülke. Türkiye 80 yıldır bu ilkeler içinde yaşamaya ve gelişmeye çalıştı, ama bu 80 yıl içinde Türkiye'yi izleyen hiçbir Müslüman ülke olmamıştır.
Tehlikeli hayaller...
* Müslüman ülkelerin yöneticilerinin ve zenginlerinin önüne çıkıldığında "bakın biz böyle başardık" diye konuşmakla bu ülkelerin imrendikleri "model" ve kabul ettikleri "lider" olunacağını sanmak ancak Ortadoğu tarihini ve bugünkü sosyo-ekonomik yapısını hiç bilmemekle mümkündür.
Bugün Avrupa Birliği içinde daha etkili görünen siyasi güçlere rağmen Türkiye'nin tek yolu ve yönü AB'de varolan ileri demokratik düzendir. Bu düzen hedefinden herhangi bir bahane ile verilecek her taviz Türkiye'nin, İslam dünyasında lider olması şöyle dursun, o dünyanın içine sürüklenmesine yol açar.
Şu anda eğer Ankara'da "Avrupa bizi istemiyorsa biz de gider Ortadoğu'nun ve İslam dünyasının lideri oluruz" hayalleri içinde olanlar varsa (ki olduğuna ilişkin birçok belirti bulunuyor,) hemen gerçeklere dönmelerinde Türkiye ve Türk halkı için sayısız fayda vardır.
Bugünkü dünyada "alaturka" cinliklerle siyaset yapılması mümkün değil. Bu tür çabalan herkes anında görür ve sonuçlar her zaman o "cinlerin" aleyhine olur.
Deniz Baykal açık konuştu
CHP Genel Başkanı dün çok açık konuştu. Baykal'a göre Avrupa Birliği bir hayaldir, Türkiye'nin AB üyesi olması mümkün değildir. Bu nedenle de gümrük birliği ek protokolü imzalanmamalıdır.
Baykal diyor ki, Türkiye Avrupa Birliği konusundaki bütün çalışmaları durdurmalıdır. "Peki ne yapmalıdır" gibi bir soruya Baykal ve "kurmayları" bugüne kadar bir cevap vermediler. Bundan sonra vermeleri de beklenemez.
Ancak Baykal şunu hatırlamalıdır: Bugün tutturduğu üslup ve görüşler bugüne kadar MHP tarafından savunulmuştur ve aslı varken taklidine kimse oy vermez.
Bu arada, önümüzdeki seçimde CHP oyları biraz daha aşağı indiğinde ne söyleyeceklerini Baykal ve ekibi şimdiden hazırlamaya başlasa iyi olur.
Dünyanın bir 'kısmının' lideri?
Başbakan Erdoğan Avrupa Birliği zirvesine gitmedi, onun yerine Ürdün'e ekonomik bir toplantıya gitti. AB zirvesinde, birliğin kendi içindeki sorunlar dolayısıyla yaşanan kriz durumu gündemdeydi ve böyle bir gerginlik içinde tahmin edilen oldu: "Bırakın şimdi Türkiye'yi!"
Haberin Devamı

