Demokratik Toplum Partisi’nin dünkü kongresinde yapılan konuşmalar bu partinin önemli isimlerinin “demokratik açılım” konusunda gerçekçi değerlendirmelerde bulunma imkânlarını kaybetmeye başladıklarını gösteriyor.
Kongrede ortaya getirilen taleplerden üçü öne çıkıyor. Birincisi, Anayasa’ya “Kürt” kelimesinin girmesi. Böyle bir talebi bugün ortaya çıkarmak ve tekrar etmek, ister kasıtlı ister kasıtsız olsun, “demokratik süreç” ile ilgili kafa karışıklıklarına katkıda bulunma faaliyetinden başka bir şey değildir.
Bir süredir “anayasal vatandaşlık” tartışılıyor. Bu tartışmada, “Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı herkesin” eşitliğini öngören bir formülün öne çıkması olumlu bir gelişmedir. Ancak DTP’lilerin Anayasa’da Kürt kelimesinin yer almasının bu ülkeyi oluşturan bütün farklılıklardan birinin öne çıkarılması anlamına geleceği ve “eşitlik” hedefinin bu şekilde gerçekleşmeyeceğini anlamak istememeleri dikkat çekici bir durumdur.
“Demokratik açılım” kavramının içinin doldurulmasıyla ilgili gecikmeler, sadece DTP tarafında değil, MHP tarafında da “demokrasi” kavramını geriye iten tavırların tırmanmasına yol açıyor. Bu gecikmenin en önemli kaynağı, bütün parlak “mozaik” nutuklarına rağmen Hükümet’in tepesinde fikir ve vizyon netliği olmamasıdır.
DTP kongresinde Öcalan ve PKK’nın “meşruiyeti”ne yönelik talepler de “muhatap” kavramı ile tekrar ediliyor. “Demokratik açılım”da sorun “muhatap” değildir. Çünkü gerçekten bir demokratik gelişme sağlanmak isteniyorsa, kimin ne yapacağı; ne yapması gerektiği zaten bellidir.
Bir yanda DTP’nin gerilimi artırıcı, tartışmaların sağlığını bozucu çıkışları, diğer yanda da MHP ve CHP’nin “her şeyi engelleme” ve “halkı korkutma” politikaları bir araya geldikçe Hükümet’in ürkmesi ve geri adım atması ihtimali de öne doğru çıkıyor. MHP Genel Başkanı’nın son konuşması, bu partinin her türlü tartışmayı durdurmak amacıyla gerilim ve korku ortamını zirveye çıkarma çabasının devam edeceğini gösteriyor.
AKP hükümeti demokratik açılımı daha da yavaşlattığında bunun kimin işine yarayacağını DTP erkânı herhalde düşünmüyor.
DTP erkânı ayrıca bu tavırlarının kendilerini fiilen MHP ve CHP ile aynı hatta ittiğini de düşünmüyor olsa gerek ki, bir süredir dümensiz gemi gibi dalgalanıyorlar.
Dalgalandıkları dünkü kongrede iyice ortaya çıktı.
DTP’nin bir an önce gerçekçi bir çizgiye gelmesi ve meseleyi “talep”, “muhatap” gibi kelimelerin ötesinde “demokratik sürece katkı” olarak ele alması, en başta kendi temsil ettiği vatandaşlar olmak üzere bütün Türk halkı için faydalı olacaktır.

