Dört büyük mayın ortada

Siyasette ve ülke yönetiminde en tehlikeli işlerden biri "karnından konuşmak" tır. "Karnından konuşmak," fikrini açıkça söylemeden, çevresinde dolaşmak, dönebilecek şekilde formüller kurmak, ama hiçbir zaman net olmamaktır.

Haberin Devamı

Siyasette ve ülke yönetiminde en tehlikeli işlerden biri "karnından konuşmak" tır. "Karnından konuşmak," fikrini açıkça söylemeden, çevresinde dolaşmak, dönebilecek şekilde formüller kurmak, ama hiçbir zaman net olmamaktır.

AKP sözcüleri bir süredir, "karnından konuşma" yöntemini benimsemiş gibi davranmaktadır. Bu tavır "mayınlı alan" için de geçerli olmaya başlamıştır.
"Mayınlı alan" da dört esas mayın bulunmaktadır.

Birinci mayın: Türban meselesi... Bu sorun zamana yayılarak, geniş bir toplumsal uzlaşmayla ve siyasi meydan okumalar alanından çıkarılarak cözümlenebilir. Tersine zorlamalar bu meseleyi "mayın"a dönüştürür.

İmam hatipler ve anayasa
İkinci mayın: İmam hatip liseleri... İmam hatip liseleri, benzeti diğer meslek okulları gibi, belli bir alanda uzman eleman yetiştirmektedir. Bu alanda çalışan uzman, "din görevlisi" dir. İmam hatip liseleri, buna karşılık farklı bir işlevle yüklenmiş, "milli görüş" hareketinin taraftar ve militan yetiştirme alanı olarak kullanılmıştır. Bunun devamı imam hatip mezunlarının diğer lise mezunları gibi bütün üniversite haklarından yararlanması olarak gelmiştir.

İmam hatip liselerini tekrar "avantajlı" bir konuma, din görevlisi yetiştirme işlevinin üzerinde bir konuma çıkarma çabasının onaylanması mümkün değildir. Bu girişim ikinci mayını iktidarın kendi kendine yerleştirmesi anlamına gelir.

Üçüncü mayın: Anayasa değişikliği... AKP'nin "sivil" bir anayasa için harekete geçmesi hem doğaldır hem de destek bulacak bir girişimdir. Ancak bu anayasa değişikliği ya da yeni anayasa yapma girişimi, eğer toplumsal bir uzlaşmayla ve geniş bir katılımla başlamazsa sonuç AKP'nin anayasası olur. Bu kez yeni bir iktidar da gelir kendi anayasasını hazırlar. Bu mücadele böylece devam eder gider.

Dokunulmazlık...
AKP, geniş bir katilim ister gibi yapıp kendi anayasasını, kendi "takıntıları" ve kendi açıları çerçevesinde yapmaya kalkarsa en büyük mayın ortaya çıkar ve bu mayının gürültüsü de, vereceği zayiat da çok büyük olur.

Dördüncü mayın: Milletvekili dokunulmazlığı... Tayyip Erdoğan seçim öncesi yaptığı konuşmalarda, siyaset kurumunu yıpratan bu meselenin çözüleceği vaadetti. Hatta, milletvekilinin hiçbir dokunulmazlığı olmaması gerektiğini, nasıl bütün vatandaşların en geniş demokratik haklardan yararlanması gerekiyorsa, milletvekilinin de aynı haklara sahip olmasının esas olduğunu söyledi.

Şimdi ise belli bir "yan çizme" eğilimi ortaya çıkmıştır. Bu tavır devam ederse AKP iktidarı kendi kendine bir mayın daha yaratmış olur. Bu mayın AKP'yi de siyasi yıpranma zeminine sürükler.

Bu mayınlar vardır. Henüz yerin altındadır ve kimseye zarar vermeleri söz konusu değildir. Ama AKP ilk iktidar keyfi içinde bu mayınların üzerine doğru yürürse, bunları çok da kolay patlatır.


Avusturya ve biz

Avusturya seçimi dünya kamuoyunun en dikkatle izlediği seçim olarak pazar günü gerçekleşti. Geçen seçimde yüzde 29 oyla iktidar ortağı olan neo-faşist Özgürlük Partisi bu kez yüzde 10'da kaldı. Birinci gelen merkez sağdaki Halk Partisi yüzde 42 aldı. İkinci gelen Sosyal Demokrat Parti'nin oy oranı da yüzde 37.

Barajın yüzde 4 olduğu Avusturya'da seçim sisteminin yapısı yüzde 42 ile tek başına iktidar imkânı
vermiyor. Bu oranlarla ilk üç parti sırasıyla 79, 69 ve 19'ar sandalye kazandı. Yüzde 9 oy oranıyla dördüncü olan Yeşillerin de 16 sandalyesi oldu. Sonuçta birinci gelen merkez sağ parti neo-faşist parti ile koalisyon kuracak.

Bizde ise oyların yüzde 45'i parlamento dışında kaldı. Yüzde 35 oy alan parti Meclis'te anayasayı bile değiştirmeye yakın bir güçle temsil ediliyor. Yani ülkenin üçte birinin oyunu alan parti Meclis'in üçte ikisine egemen olabiliyor. Seçim sistemi tartışması yapılırken bu açık örnekleri görmek gerekiyor.

DİĞER YENİ YAZILAR