Anlaşıldığı kadarıyla Deniz Baykal, dün yaptığı Kılıçdaroğlu görüşmesi de dahil, birkaç gün daha nabız tuttuktan sonra kesin kararını verecek.
İstifanın hemen ardından adı öne çıkan Kemal Kılıçdaroğlu ile Baykal’ın görüşmede neler konuştuklarının fazla bir önemi yok. Çünkü esas sonuç şu ki bu görüşme, Baykal’ın “hâlen duruma hâkimim” mesajını vermesine vesile oldu.
İkinci sonuç da şudur: Kılıçdaroğlu eğer kendi kararıyla adaylığını koysa bile bundan sonra artık “emanetçi” olarak görülecek.
BAYKAL SAMİMİ Mİ?
Böyle durumlarda, sesi ilk ve yüksek çıkanları kamuoyunun sözcüsü gibi görmek yerine, araştırmalara itibar etmek gerekiyor. Baykal olayıyla ilgili ilk araştırmayı Metropoll yaptı.
Önce Baykal’ın istifasına halkın nasıl baktığını görelim: İstifası doğrudur diyenler yüzde 61,7.
İstifası yanlıştır diyenler yüzde 30,4.
Bu sonucun yorumlanacak bir yanı yok.
Baykal geri döner mi? sorusunun cevabı ise yukardaki cevaplarla birlikte bir anlam taşıyor: “Döner” diyenler yüzde 50,5 oranında; “dönmez” diyenlerin oranı ise yüzde 40,3.
Bu sayıların söylediği, “istifası doğru” diyenlerin çok yüksek bir bölümünün Baykal’ın kararının “samimi” olmadığını düşündükleridir.
Arkasından gelen soru da Deniz Baykal ile ilgili yaygın görüşü gösteriyor. Soru: “Dönsün mü?”
“Dönsün” diyenler yüzde 32,7; “dönmesin” diyenler yüzde 63,4.
KOMPLOCU AKP Mİ?
Sonraki sorunun cevabı Baykal’ı ve taraftarlarını çok üzecek. “Baykal dönmezse CHP’nin oyları artar” diyenlerin oranı yüzde 50,8; “azalır” diyenlerin oranı yüzde 25,7.
Metropoll’un araştırmasında Baykal’ın istifasını bildirdiği açıklamasında “komplo” nun sorumlusu olarak AKP’yi göstermesi de soruluyor. “Doğrudur” diyenler yüzde 25,9; “doğru değildir” diyenler yüzde 66,2.
Bu araştırmanın sonuçlarını CHP yöneticileri ve ileride CHP’den umutlanmak isteyenler değerlendirirlerse, yapacakları tek şeyin Baykal’sız ve Baykal politikalarından arınmış bir CHP’nin yeniden inşası için çalışmak olduğunu göreceklerdir.
Hiç olmadı Tayyip Bey
Başbakan Erdoğan Atina’ya giderken ciddi bir ayıp yaptı, Baykal olayına değinirken “eşlerine ihanet edenleri hiçbir zaman bu toplumun içinde kalkıp da mağdur olarak göremeyiz, mağdur olarak da kimseye gösteremeyiz” dedi ve “toplumsal ahlak değerleri açısından bir erozyona uğratılma gayreti”nden söz etti.
Herhangi bir kişinin eşini aldatması Tayyip Erdoğan’ı hiç ilgilendirmez. Hele Tayyip Erdoğan başbakan konumundaysa, “eşini aldatan” da siyasi rakibi ise ağzını hiç açamaz.
Bu gibi konular üzerinde konuşmak istiyorsa başbakanlığı bırakır, kahveye gittiğinde istediğini söyler, istediği gibi atıp tutar.
Bu ayıbın kimi muhataplarının durumu da aslında Tayyip Bey’inkinden farksız. Baykal’ın en yakını olan, ancak bir ticari olaya aracılık ettiği ortaya çıkınca bir süre gözlerden saklanmış olan Mehmet Sevigen, bir gazete yazarına “senin için de homoseksüel diyorlar” dedi. Medeni bir ülkede Mehmet Bey de bu sözleri üzerine sokağa çıkamaz hale gelir.
Ama işin asıl acı yanı şu ki, Erdoğan’ın lafına tepki gösterecek olanların bir bölümü Sevigen’in lafını görmezden gelecek, Sevigen’in lafına kızacak olanların birçoğu da Erdoğan’ın lafını duymamış gibi yapacak. Hatta bu çifte standartçıların bir bölümü de “ikisi aynı şey değil” diyerek ikiyüzlülük ve düzeysizlikte sınır olmadığını kanıtlayacak...

